Sabahat Hanım'dan günümüz mankenlerine nasihat

1950-80 yılları arasında ünlü markalara mankenlik yapan Sabahat Temigan, genç mankenler için "Zayıflamaya çalışmasınlar" diyor.

"Zayıflamaya çalışmasınlar"

Fatih'te kabadayıların, Kadıköy'de köşklerin bol olduğu zamanlardan geliyor Sabahat Temigan.
1935'te doğmuş. 82 yıllık ömrünün yaklaşık 30 yılını podyumlarda geçirmiş. Zerafetinden ve becerilerinden hiçbir şey kaybetmemiş. Sabahat Hanım'ın Kadıköy'deki evine konuk oldum. Mankenliğe nasıl başladığını, bugünlere nasıl geldiğini anlattı.


1940'ların ikinci yarısı... "O zamanlar her semtin bir kabadayısı vardı. Semtin kızlarına kimse yan gözle bakamazdı" diyor Sabahat Hanım. 13 yaşındayken Sultanselim Kız Enstitüsü'ne başlamış. Mankenliğe adım atması da bu tarihlerde olmuş. Okulda hem kendi diktiklerini hem de okulun kıyafetlerini sunmaya başlamış. Fatih'in büyük pirinç tüccarı babası Davut Bey'e çevreden laflar gelmeye başlamış, kızın şapka takıyor, kıyafet sunuyor, diye... Babası kızına arka çıkınca Sabahat Hanım, liseden sonra profesyonel olarak defilelere katılmaya başlamış. Vakko, Titiz, Rüksan, Erünsallar, Atalar ve Faik Sönmez'in mankenleri arasına girmiş. Hilton Oteli'nde, Sait Halim Paşa Yalısı'nda, Maçka Town'da podyuma çıkmış, uluslararası defilelere katılmış.


Sabahat Hanım, İstanbul Kadıköy'deki evinde bizi ağırladı.

 


Podyumda geçen günlerden kalan anılar...

 

Hem memur hem mankendi


Bu arada 1950'lerin ikinci yarısında, Fener Vergi Dairesi'nde vergi memuru olarak çalışırmış. 1959'da, -ki o zamanlar Kadıköy'ün her yeri tarihi köşklerle doluyken- Sabahat Hanım ve ailesi, Fatih'ten Kadıköy'e gelmiş. Kendi deyimiyle "15 sene fiili, 2 sene de vekil" olmak üzere Kadıköy Özel İdare Vergi Dairesi'nde şef muavinliği yapmış. Hafta sonları ise mankenliği sürdürürmüş. "O zamanlar Kadıköy'de 16 mahalle vardı. Muvazeneyi tuttururduk. 19-20 yaşlarındaydım. Sabahın 4'lerine kadar çalışırdım, çalışkanlığımdan dolayı beni şef muavini yapmışlardı" diyor.

 

Vergi dairesi günlerinden...

 

Daha sonra geçirdiği ağır bir rahatsızlık nedeniyle malûlen emekli olmuş Sabahat Hanım, ama mankenliği bırakmamış. "Emekli olduktan sonra yaklaşık 10 yıl daha profesyonel mankenliğe devam ettim. Bir ara Kadıköy Vakko'nun şube müdürlüğünü yaptım. O iş de 4 yıl sürdü" diyor. 

 

Genç kızlık günleri..

 

Galeri Sebuş


Tam da bu zamanlarda; Fransa'nın tanınmış mağazası Galeri La Fayette'in modelislerinden Selahattin Güneri, bir defilede Sabahat Hanım'a aşık olmuş ve evlenmişler. Hatta Selahattin Bey, Şişli Pangaltı'da "Galeri Sebuş" adıyla bir butik açmış. Sebuş, tabii ki Sabahat Hanım'mış. Daha sonra çocukları olmuş ve Sabahat Hanım, kızı Pınar 6 yaşındayken 1980'lerde yurtiçi podyumlara veda etmiş. "Sonra Avrupa seyahatlerim başladı" diyor. 1986'da Paris ve Viyana'da podyuma çıkmış. Galeri LaFayette için mankenlik yapmış. O yıllarda gördüğü Avrupa'yı unutamıyor,

 

 

'Biz hiç soyunmadık'


82 yıllık ömrünün 25 yılından fazlasını profesyonel manken olarak geçiren Sabahat Hanım, "şimdiki mankenleri ne ruh olarak ne de kendini yetiştirme olarak beğenmediğini" söylüyor:
"Kendime manken demek istemiyorum, mankenim demeye utanıyorum. Biz hiç soyunmadık. Ne podyumda ne de kuliste. Kıyafetlerimizi giyinip çıkarırken mankenler olarak biz bile birbirimizi görmezdik."

 

Ayrıca estetiğe karşı olduğunu belirtiyor Sabahat Hanım, "Mankenin tahta gibisi güzel değil, balık etli olmalı. Zayıflamaya çalışmasınlar." diyor.

 

Özel likörler yapıyor


Sabahat Hanım, son 35 yıldır podyumlardan uzak. Artık dikiş dikmiyor, zaten dikiş makinesini de komşusunun kızına vermiş. Zaman zaman ahşap boyama yapıyor. Torununun eğitimiyle ilgileniyor. Bir de harika likörler yapıyor.

 

Sabahat Hanım, artık dikiş dikmiyor ama zaman zaman ahşap boyama yapıyor.

 

Çocukluğundan bu yaşına kadar hep "ekalliyet/azınlık" içinde olduğundan, likör yapmayı onlardan öğrenmiş. Şanslıydım; kendi elleriyle pişirdiği Türk Kahvesi'nin üzerine iki yıllık vişne liköründen ikram etti, nefisti. Rum komşularının damla sakızlı sunumlarını anlatıyor; "Tepsiye 3 bardak konurdu. Ortada damla sakızı kabı, etrafındaki bir bardakta gümüş kaşıklar, diğer bardakta su, bir diğerinde de sizin içeğiniz likör bardağı olurdu" diyor. Annesine 6 tane gümüş tatlı kaşığı hediye eden Rum komşusunu yâd ediyor.

 

Yıllar önce emek verdiği kostümlerini hâlâ saklıyor.

 

Bu arada hem diktiği hem de sergilediği kıyafetleri, hâlâ gardrobunda saklıyor. Rica ettim, beni kırmadı... Kendi diktiği bir elbiseyi giyip, yıllar sonra özel bir sunum yaptı. "1959-60'daki elbiseler şimdi yine moda" diyor.

 

Sabahat Hanım zamansız bir kadın; çok şık, çok güzel ve çok zarif... 

 

Hayriye Mengüç

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7253

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2838

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1532

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2575

  • Patates tost tarifi!
    Patates tost tarifi!

    Süresi : 01:11 İzlenme : 7009

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön