‘İmkânsızı mümkün kılmalıyım’

Ünlü sanatçı Alicia Keys’in gündeminde şu ara müzikten ziyade Afrika ve Hindistan’da AIDS hastalarına destek verdiği Keep A Child Alive derneği var...

‘İmkânsızı mümkün kılmalıyım’

Son 10 yılda tedavide inanılmaz ilerlemeler kaydedilse de AIDS hâlâ dünyanın en önemli sağlık sorunlarından. Tedavi olmadan, HIV+ olarak yaşayan çocukların yarısı 2 yaşına, yüzde 80’i 5 yaşına gelmeden hayatını kaybediyor. 16 milyondan fazla çocuk AIDS nedeniyle öksüz ve yetim kaldı. Anne-babasız çocuklarsa bir süre sonra beslenme, barınma ihtiyaçları karşılanamadığı için zaten ölüyor. Amerikalı şarkıcı, söz yazarı, besteci ve oyuncu Alicia Keys de, “Keep A Child Alive” (Bir Çocuğu Hayatta Tut) derneğiyle çocukların ölmesine ve annesiz babasız kalmalarına başkaldırıyor! “Yaşam hakkı yalnızca parası olanların elinde olmamalı, herkesin yaşamaya hakkı var” diyerek derneği için dermokozmetik markası Kiehl’s ile işbirliği yapan Keys, “Hareketimize katılın” çağrısında bulunuyor. Proje Türkiye’de başlayalı 2 hafta oldu. Kiehl’s yetkilileri ilginin muazzam olduğunu söylüyor; arkadaşını kolundan tutan mağazaya getiriyormuş. Proje için Afrika ve Hindistan’ı dolaşan, her fırsatta dünyayı yardıma çağıran Alicia Keys ile bu kez müzik değil AIDS yüzünden hayatta yalnız kalan çocukları konuştuk...

 

■ Keep A Child Alive derneğine desteğinizle başlayalım...

Keep A Child Alive derneğinin misyonu, Afrika’da ve Hindistan’da yaşayan, AIDS ile mücadele eden çocukların ve ailelerin ilaç ve beslenme ihtiyaçlarını sağlamak. Aynı zamanda tedavi desteği de sunan bu organizasyon, toplumları harekete geçirerek yardımların daha geniş kitlelere ulaşmasına olanak sağlıyor. Bana en çok ilham veren şeyse, hepimiz yaşamak ve hayal etmek için bir şansı hak ediyoruz. Nerede, nasıl bir ekonomik duruma sahip olduğumuz, HIV pozitif ya da negatif olduğumuza bakılmaksızın yaşamayı hak ediyoruz. Biliyorum ki ilaçlar ve tedavi, siz bu hastalığa sahip olsanız dahi sizin yaşamanıza olanak sağlıyor. Bu tedavi, yalnızca 2 yaşına kadar yaşayabileceği söylenen o çocuklara mükemmel bir hayat için olanak sağlıyor.

 

■ Bu dernek için çalışan geniş bir organizasyon ağı var...

Kiehl’s ile Keep A Child Alive’ın misyonunu gerçekleştirmek için yaptığım işbirliğinden çok mutlu ve heyecanlıyım. Kiehl’s özel tasarımlı gece bakım iksiri Midnight Recovery Concentrate’in gelirinin hepsini Keep A Child Alive’a bağışlıyor, bu inanılmaz! Satın alınan her ürünle 1 çocuğun 1 aylık AIDStedavisi karşılanacak. Daha önce de çocuklar ve AIDS konularında birçok sosyal sorumluluk projeleri oldu, ama dürüst olmak gerekirse bundan daha iyi bir partner düşünemiyorum.

 

■ Şimdi çocuklar geleceklerini hayal edebilsin diye çalışıyorsunuz. Peki siz çocukluk hayallerinizi gerçekleştirebildiniz mi?

Çok genç olduğum zamanlar en büyük hayalim bir sanatçı, bir müzisyen olmaktı. Özellikle dünya için ve âşıklar için şarkılar yazmak, onları bestelemek ve bu şarkıları söylemek en büyük hayalimdi. Büyüdükçe bu hayalim gerçekleşmeye başladı, hayat bunları hep önüme çıkardı.

 

■ Sizi cesaretlendiren ne oldu?

Her geçen gün yeni bir şey öğreniyorum aslında ve içinde bulunmak istediğim birçok şey keşfettiğimi fark ediyorum. İlk kez kalabalık bir insan grubu önünde konuşmak zorunda olduğum o anı hatırlıyorum: Bir ödül kazanmıştım ve konuşma yapmam gerekiyordu. O an ne söylemem gerektiğini düşündüm; gerçekten bilmiyordum, kim bilebilir ki? İşte o zaman karar verdim, bu kadar insanın önünde konuşmak için bir şansım varsa bu onlara da anlamlı gelen bir şey olmalı. O an benim hayallerimin şekillenmesinde büyük rol oynadı. İnsanlar için bir anlam ifade eden, onları cesaretlendiren ve belki de gerçekten onların hayatlarını değiştirebilecek, bugüne kadar imkânsız gördüklerini mümkün kılabilecek işler yapmalıydım. Attığım her adımda buna çok dikkat ediyorum. İnsanların beni cesaretlendirdiği kadar ben de onları cesaretlendirmeliyim.

 

■ Anne olmanız, Keep A Child Alive derneği çalışmalarını nasıl etkiledi?

Anne olmak gerçekten dernekteki çalışmalarımı çok etkiliyor. Çevremde olan bitenler nedeniyle zaten tüm hayatım boyunca bu hastalığın tüm senaryolarına karşı büyük bir empati duydum. O çocuklarla ilk tanıştığımda 20 yaşlarındaydım, onlarsa 16-17 yaşlarında. Tedavinin masraflarını karşılayamadıkları için ailelerinin ölümünü izliyorlardı. Aslında onları hayata bağlayacak ilaçlar Batı’da var ama onların ölmelerinin tek sebebi bu ilaçları alacak paralarının olmaması. Bu bana hiç adil gelmiyor. O günden itibaren sürekli bu konuyu konuşmaya ve çevremdekilerle bu konu üzerine düşünmeye başladım.

 

■ Annesi, babası ölünce çocukların yalnız kalması mıydı sizi en çok etkileyen?

Ben de bir anneyim. Ve o çocukların anne-babalarının ölümünü izlemesi, yalnız başına kalmaları benim içimi parçalıyor. Bu işin sonundaysa ailelerini kaybeden çocuklar kendileri aile olarak yaşamaya çalışıyor. Ama bu öyle bir aile ki evin en büyüğü 15 yaşında ve 12, 7, 3 yaşlarındaki kardeşlerine bakmak zorundalar. Onların yemesi, içmesi, giyinmesi, okula gitmesi hep bu büyük kardeşler tarafından karşılanmaya çalışılıyor. Peki ne kadar süre bu çocuklar hayata bu şekilde devam edebilir? Bu çocuklar kendi hayatlarını nasıl yaşayabilir? Bir anne olarak bu bana çok şey ifade ediyor. Oğlumun bir derdi olduğunda hayatında onu dinleyecek biri olsun isterim. Siz istemez misiniz, çocuğunuzun yardıma ihtiyacı olduğunda onu dinleyen, onu gözeten ve koruyan birinin olmasını?

 

■ Kim istemez?

Sağlanan ilaçların en güzel yararlarından biri ise anneden çocuğa hastalık geçmesini önleyebilmesi. Yani normal şartlarda anne çocuğunu emziriyorsa ve HIV pozitifse, virüs çocuğa da geçer. Fakat antiretroviral ilaçlar sayesinde virüs çocuğa geçmez. Afrika’ya ilk gittiğim ve hastalığa sahip annelerle tanıştığım zaman, hepsi bana yalvardılar bu ilaç için. Birçoğu hamileydi ve hastalığın çocuğa emzirme yoluyla geçebileceğini bilmiyorlardı. Çocuklarını emzirmeden nasıl besleyebilirlerdi? İşte tam bu yüzden, anne olmak, bütün bu süreci çok iyi, derinlemesine anlayabilmek, Keep A Child Alive için yaptığım çalışmalarda bana çok faydalı oldu. Kiehl’s ile yaptığım bu projede de, özellikle Midnight Recovery Concentrate’i tasarlamamın en büyük nedeni, bu durumu ve bu çocukların ihtiyaçlarını tüm kadınlara, tüm annelere duyurabilmek. Bu iş yalnızca 3-5 kişinin yaptığı çalışmalarla çözümlenebilecek bir iş değil. Arkamıza tüm anneleri, tüm insanları almamız gerek. O yüzden bütün yüreğimle annelere sesleniyorum: “Hareketimize katılın!”

 

‘Programlama canavarıyım’

■ Çocuğunuz ve bu dernek hayata bakışınızı derinden etkilemiş görünüyor...


Anne olmakla birlikte kazandığım en önemli şey perspektif. Hayatımın dengesini kurmakta çok büyük katkıları oldu bu perspektifin. Çünkü yalnızca müzik kariyeri için koşturmak yerine farklı hayatlar için farklı şeyler yapmak çok değerli. Bu, hayatı 360 derece dolu dolu yaşayabilmek için yaptığım bir seçim. Aileme, oğluma ve yaratıcılığıma ayırdığım çok değerli zamanlar var, bunların hepsi birbiriyle büyük bir denge içerisinde devam ediyor. Artık çok daha yaratıcıyım, çünkü yaratmak için kendime zaman ayırıyorum.

 

■ Bu dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?

Tüm bunları dengelemek gerçekten gayret gerektiriyor, fakat tutkulu olduğunuzda, yaptığınız işi ve bu işin her parçasını sevdiğinizde bu mümkün. Sosyal aktivistliğin, sanatçı olmanın, girişimci ya da işkadını olmanın, anne ve eş olmanın, hepsinin kendi zamanları var. Ancak hepsi birlikte yaşıyor ve hepsi beni ben yapan birer parça. Duyduğum tutku ve sevgi her şeyi mümkün kılıyor. Tabii yoğun bir programla... Ben bir programlama canavarıyım! Her günün sıkı bir programı var. Kendim, ailem ve oğlum için gereken özel zamanı her zaman ayırıyorum. Tutku ve programlama, işte benim sırrım bunlar.

 

‘Kendimi daha hafif hissediyorum’

■ Dernek için zor hayatlara tanıklık ediyorsunuz. Gerçeklerle yüzleşmek sizi umutsuzluğa sevk etmiyor mu, yormuyor mu?


Hayatımda beni mutlu eden şeyler neler ve neler beni kızdırıyor, bunaltıyor; bunları tespit edip çözmeye çalışıyorum. Bu her zaman kolay olmuyor tabii, genelde problemi görmezden gelmek daha kolaydır ama gerçekten üzerine eğilip yüzleşmek kendimi daha hafif, daha net hissetmemi sağlıyor. Ayrıca dua etmeyi çok seviyorum. Meditasyona da hayatımda daha çok yer vermeye başladım. Kendim için güzel bir süre ve bu çok önemli. İnsanın kendisine zaman ayırmaya ihtiyacı var.

 

Röportaj: Aysun Öz

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Tiramisu nasıl yapılır?
    Tiramisu nasıl yapılır?

    Süresi : 00:47 İzlenme : 1472

  • Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?
    Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1652

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2589

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1900

  • Bu yiyecekleri ısıtmayın!
    Bu yiyecekleri ısıtmayın!

    Süresi : İzlenme : 1801

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön