Sanatçılardan Gezi Parkı desteği...

Devlet Opera ve Bale sanatçıları ile Devlet Tiyatrosu oyuncularından Gezi Parkı'na destek!

Sanatçılardan Gezi Parkı desteği

31 Mayıs tarihinden bu yana devam eden Gezi Parkı direnişine parkta kurdukları çadırlarla destek olan Devlet Opera ve Bale sanatçıları ile Devlet Tiyatrosu oyuncularıyla Gezi Park'ı eylemlerini konuştuk.

 

Hülya Gülşen (Tiyatro Sanatçısı)

Bence bu gençliğin sesi ve bu gençliğin sesine kulak vermemiz lazım. Bu gençleri biz yetiştirdik. Biz korkutulup sindirilmiştik, cesur değildik. Onlar, korkusuz ve cesurlar. O yüzden onların arkasında olmaya devam edeceğiz.

 

Metin Belgin (Tiyatro Sanatçısı)

Şuanda hem bu ülkede yaşayan herkes hem de iktidar şaşkın durumda. Çünkü gençleri sadece bilgisayarla uğraşan ve iletişim kurmayan bireyler olarak tanımıştık  ve onlara yanlış davrandık bugüne kadar. Ama gençler, bize dayanışmayı öğrettiler. Bu yüzden çok heyecanlıyım ve bu dayanışma ruhunun çeşitli provokatörlerce, hatta içinde devletinde olduğu bir takım güçlerce kırılmaya çalışıldığını gözlemliyorum. Gençlerin bu sivil direnişi sayesinde bütün Türkiye'ye yayılan ve sadece Gezi Parkı'yla kısıtlı kalmayan bu direniş, bence hedefine ulaşacak diye umuyorum. Herkes gerekli dersi almıştır. Onlar da dolaylı yollardan bunu söylüyorlar. Biz de aldık dersimizi. Gençlere güveniyoruz ve onların yanında olmaya devam edeceğiz.

 

Ebru Kara (Tiyatro Sanatçısı)

Bizim tek derdimiz; yaşadığımız ülkede kimsenin taraf olmaması. Beraber ve kardeşçe yaşamanın bir yolunun bulunması için bugün herkes ayaklandı. Ülkenin bölünmesine karşıyız. Sevgi ve barış içerisinde beraber yaşamak tek amacımız. Herkes kendini özgürce ifade edebilsin diye artık buradayız. Yoksa ne politik bir sebep ne de bir partiye ait değiliz hiç birimiz.

Ferdi Atuner (İstanbul Devlet Opera Sanatçısı)

Bu çadırın önünde bulunmak bile benim 45 yıllık emeklerimin zayi olduğunu ve ne kadar güzel bir iş yaptıysak da, bunun hiç kimse tarafından, -seyircilerimizi bunun dışında tutuyorum- iktidar tarafından hiç kaaleye alınmadığını fark ediyorum. Sayın Başbakan; yol yaptık, baraj yaptık diye bir takım konulardan dem vuruyor. Afedersiniz, yaptıkları kendi babasının parasıyla mı yapıldı? Yoksa benim ve milletin vergilerinden kesilmiş olan paralarla mı yapıldı? Tabii ki mecbursun Başbakan olarak bunları yapmaya ama sanat kurumunu da yaşatmaya mecbursun. İnşallah bu gerilimin sonunda, ki Başbakan fazlasıyla germeye başladı. Ben de; ip inceldiği yerden kopar diyorum ama inşallah kopan taraf onun elinde kalır.

 

Işıl Dayıoğlu (Tiyatro Sanatçısı)

Gençler bizim yapamadığımızı yaptı. Kanları kaynıyor ve artık isyan ettiler. Yeter özgürlüklerimize, her şeyimize karışıyorlar diye. Hepimiz destekliyoruz onları, iyi ki varlar. Bu gençler üniversitede lisede okuyan insanlar ve bizim geleceğimiz onlar.

 

Leo Arnand (Müzikal Dansçı)

Tabii ki bu olaylar hepimizi üzdüğü kadarıyla aynı zamanda da çok sevindirdi. Başımızdaki baş şeytan bütün insanlığın içindeki bütün o güzel melekleri tekrar uyandırdı uykularından ve bütün insanlar, Gezi Parkı'ndaki herkes birbirine inanılmaz yardım sever, inanılmaz bir el birliği ve dayanışma içerisinde. Biz, kendimizi çok rahat ifade ettiğimiz, özgürce ifade ettiğimiz o sahneyi yıkmalarını istemiyoruz. Bu yüzden de burada herkes gibi direnmeye devam ediyoruz. Umarım güzel olacak her şey. Hepimizin çok fazla umudu var. O gazlar bizim için artık boş, o yüzden mücadeleye devam.

Cem Baza (Tiyatro Sanatçısı)

Yaşım çok geç olmamasına rağmen belli bir umutsuzluğa düşmüştük hepimiz. Ülke olarak bahsetmiyorum, genel olarak dünyanın gidişatıyla alakalı. İyi hiçbir şeyin olmayacağını, batı tarafından yaratılan sistemlerin artık işe yaramadığını ve insanların sömürüsünü çok öteye götürdüğünü ve bundan kurtulmanın neredeyse imkansız olduğunu düşünmeye başlamıştım. Özellikle Gezi'ye gelip, buradaki hareketi görüp, buradaki gençlerle birlikte olunca fark ettim ki, biten aslında bizmişiz, bize öğretilen ideolojiler, fikirler. Her şey, yaşama dair her şey, Türkiye'ye dair her şey.

 

Burada bu hareketi başlatan 15-25 yaş arasındaki, apolitik olarak suçladığımız, hiçbir şeyle ilgilenmeyen hatta kendilerini playstation jenerasyonu diye adlandıran bir grubun başlatmış olduğu hareketi gördük ve enerjisini, onların hiçbir şeyden korkmamasını... Çünkü onlar korkuyu bizim gibi yaşamadılar.

 

Bizler faili meçhullerle, işkencelerle, polis joplarıyla büyüdük ve sesini çıkartmanın her zaman çok ağır cezalar olacağını düşündük. Fakat yeni jenerasyonun bizim korktuğumuz hiçbir şeyden korkmadığını fark ettim. Çünkü onlar bunları bilmiyordu, bilmediğin şeyden korkmazsın. Dolayısıyla, umut yeniden doğdu ve fark ettim ki, bizim onlara öğretebileceğimiz hiçbir şey yok. Çünkü bizim öğrendiğimiz, başkalarına öğretebileceğimiz her şey 10 gün öncesine ait ve eski, çok eski. Onlar bizlere öğretiyorlar, insanlığı öğretiyorlar.

 

Ben bu hareketi ağaç devrimi olarak adlandırıyorum. Bir ağaç için çıktı. Herkes "hayır  bu ağaç devrimi değil, başka şey" dese de hayır, ağaç. Eğer ki siz ağacı korumak için her şeyinizi verirseniz, o zaman kapitalizme de karşı çıkıyorsunuz, diktatörlüğe de, faşizme de karşı çıkıyorsunuz. Çünkü hayatı savunuyorsunuz. Kendi hayatınızı değil, başkasının hayatını...

 

Beni en çok etkileyen şey de zaten bizlerin getirdiği o bencilliğin kırılmış olmasaydı. Burada biri öksürünce "iyi misin?" diye 5 kişi dönüyor. Biri hapşırınca, bir arkadaşım dedi; "ilk defa 500 kişi çok yaşa dedi" diye... Bunlar güzel şeyler, bize unutturulan şeyler.

 

Biz, yeni kuşak sayesinde bunları yeniden hatırlıyoruz. Onların büyükleri olarak tek yapabileceğimiz; her şeyi unutup, onlar bizden ne istiyorsa onları yapmak ve onlara bırakmak. Burada çıkan bir hareket var ve ben hareketin kendi iradesi olduğunu, kendi bir gidişatı olduğunu ve biz buna  karşı çıkmaya, onu yönlendirmeye çalışırsak bizi tükürüp kenara atacağını biliyorum. Dolayısıyla bizim tek yapmamız gereken şey; yeni jenerasyonu, 15- 25 yaş arası playstation jenerasyonunu bu hareketle birlikte devam etmesini sağlamak. Hareket nereye yönlendiriyorsa bizi oraya gitmek. Nereye gideceğini bilmiyorum, yarın ne olacak hiçbir fikrim yok. Ve biliyor musunuz, hiç ilgilenmiyorum. Erdoğan'ın ne söylediğiyle, buradakilerin ne söylediğiyle hiç ilgilenmiyorum.  Çünkü hareket doğru zamanı geldiğinde kendi liderini çıkartacak. Birileri kalkıp "ben liderim, beni takip edin" dediğinde onu kenara atacağız. Hareket, kendi liderini, kendi dilini, kendi yaşama sistemini belirleyecek. Burası başka bir ülke. Sadece Gezi'yi değil, sadece İstanbul'u, sadece Türkiye'yi değil, inanın bana tüm dünyayı değiştirecek. Bütün dünyaya insanlığı öğretecek.

 

Röportaj: İmge Balık

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1407

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 2466

  • Patates tost tarifi!
    Patates tost tarifi!

    Süresi : 01:11 İzlenme : 6864

  • Ton balıklı börek nasıl yapılır?
    Ton balıklı börek nasıl yapılır?

    Süresi : 01:29 İzlenme : 1203

  • Pilav nasıl yapılır?
    Pilav nasıl yapılır?

    Süresi : 00:59 İzlenme : 1534

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön