Depresyon belirtileri nelerdir?

Hemen hemen herkesten duyduğumuz “Depresyondayım!” isyanına karşılık “Depresyon nedir? Depresyon testi nasıl yapılır? Depresyon belirtileri nelerdir? Depresyondan nasıl kurtulunur? Depresyon tedavisi nasıl olur?” sorularını uzmanlara sorduk. İşte aldığımız yanıtlar...

Depresyonda mısınız?

Çoğu zaman depresyon olarak adlandırmadığımız, günlük hayatın öğeleri olarak gördüğümüz bazı durumlar aslında tam da bu hastalığın belirtilerine işaret edebiliyor. Her yaşta, hatta çocuklarda bile görülebilen bu hastalık insanları çok çeşitli şekillerde etkiliyor. Emsey Hospital’dan Psikiyatri Uzmanı Dr. Orhan Karaca’dan bu konu hakkındaki görüşlerini aldık.

 

Depresyon nedir?

Depresyon, en az 2 hafta süren duygu durum çökmeleridir. Duygusal olarak çöken hasta karamsarlaşmaya ve zihinsel olarak (kendine zarar verme dahil) kötü düşüncelerle meşgul olmaya başlar. Vücudunda ağırlık ve yavaşlama ortaya çıktığı için, davranışları da içe kapanma yönünde değişir. Gün içindeki gelip geçici moral bozulmaları depresyon olarak adlandırılmaz.

 

Depresyonun başlıca nedenleri nelerdir?

Beyindeki kimyasal dengenin bozulması bu hastalığın oluşmasında önemli yer tutar. Beyinde bulunan seratonin ve noradrenalin adını verilen kimyasal maddelerin sinir hücreleri arasındaki sinaps ismi verilen boşluktaki miktarları azalır. Bu azalma, depresif bulguların ortaya çıkmasına neden olur. Kimi zaman kendiliğinden olan bu azalma, kimi zaman da bazı zorlayıcı yaşam olaylarından sonra gerçekleşir. Geçmişte yaşanan travmalar, kayıplar, üzüntü ve zorlanmalar, hala devam eden sorunlar, yeni ortaya çıkmış zorlayıcı yaşam olayları, düşük eğitim düzeyi, yoksulluk da depresyona neden olabilir.

 

Ailesinde depresyon olan kişi depresyon açısından risk altındadır, yani kalıtsallık bu hastalığın önemli nedenlerindendir.

 

Kadın cinsiyeti erkeklere göre daha fazla depresyona girme riski taşır. Bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte hormonal, kadının günlük yaşamdaki yükünün fazla oluşu, sorumluluğunun artması, erkeklere göre psikiyatriye daha kolay başvurmaları erkeklerin depresyonlarında görülen alkol ve madde kullanımının depresyon tanısını koymayı geciktirmesi olabilir.

 

 

Hormonal bozuklukların içinde özellikle hipotiroidi (tiroid bezinin yavaş çalışması) önemli bir depresyon nedenidir. Tiroid hastalığı düzelen vakalarda depresyon da düzelebilir. Bazı vakalarda depresyon ilerler ve ağırlaşır. Bu durumda, tek başına hipotiroidi tedavisi yeterli olmaz.

 

Yas yaşayan bazı kişiler yas sürecinin beklenenden daha uzun sürmesi sonucunda depresyona girebilirler. Ağır düzeydeki kaygı bozukluklarında da bireysel ve sosyal yaşam bozulacağı için depresyon ortaya çıkabilir. Sosyal fobide depresyon görülme sıklığı %40’tır. Bu oran eş hastalanmanın (sosyal fobiye bağlı depresyon ortaya çıkması gibi) önemini vurgulaması açısından çarpıcıdır.

 

Depresyonda olduğumuzu nasıl anlarız?

Kişide gün boyu süren bir depresif duygu duruma ek olarak, ilgi ve istek kaybı, zevk alamama, kilo kaybı ya da artışı, uykusuzluk ya da uyku artışı, hareketlerde yavaşlama, yorgunluk, bitkinlik, enerji kaybı, huzursuzluk, değersizlik ve suçluluk duyguları, odaklanma zorluğu, kararsızlık, kendine zarar verme düşünceleri varsa kişi depresyonda olabilir. Ancak depresyon denebilmesi için, bu belirtilerin iki haftadan daha fazla sürmesi gerekir.

 

Mevsimsel depresyonun diğer depresyon türlerinden farkı nedir?

Yılın belli dönemlerinde, yaşam olaylarından bağımsız oluşu ve gün ışığının arttığı dönemlerde düzelme olması mevsimsel depresyonu diğer depresyon türlerinden ayırır.

 

Depresyon kimlerde görülür, kimler risk altındadır?

Depresyon kadınların yüzde 20’sinde, erkeklerin ’unda, ergenlerin ise yüzde 5’inde görülür. Özelllikle son dönemlerde yaygın bir hastalık olarak göze çarpan depresyon hastalığı ile ilgili yapılan araştırmalar, insanların yaklaşık ’inin hayatlarının bir döneminde major depresyon geçirdiğini ortaya koymaktadır.

 

Kadınların depresyon sıklığı erkeklerden iki kat daha fazladır. Genelde görülme yaşı 20 ile 50 arası olsa da, yaşlılarda bu hastalığın sıklığı artmaktadır. Boşanmış, ayrılmış kişiler, sosyoekonomik düzeyin düşük olması ve işsizlik, sosyal ve çevresel desteğin az oluşu, uzun süren zorlayıcı yaşam tarzı da depresyon riskini artırır.

 

 

Depresyon tedavisi nasıl olur?

Seratonin ve noradrenalin isimli kimyasal maddelerin miktarlarını düzenleyen antidepresanlar, bu hastalığın tedavisinde sıklıkla kullanılmaktadır. Bazı vakalarda anksiyolitik (kaygı gidericiler), antipsikotik (psikotik belirtiye yönelik ya da tedavi güçlendirici olarak kullanılanlar), tiroid hormonu, lityum kullanılabilir. Kimi ağır vakalar yatarak tedavi edilir. Bunun dışında psikoterapi (özellikle bilişsel davranışçı psikoterapi) depresyon tedavisinde önemli yer tutar. Ancak bu terapi yöntemi tek seçenek değildir ve uygun olan vakalarda diğer terapi yöntemleri de tercih edilebilir. Kişinin keyif aldığı ve işlevselliğinin arttığı uğraşılar da tedavide yarar sağlar.

 

Depresyon riski azaltılabilir

Kişinin kendini işlevsel hissettiği bir yaşam tarzı seçmesi gerekir. Yaşamlarında zorluklar olan kişilerin zorluklarla baş etmek için yakınlarından destek alması, bu konuda yeterli desteği yoksa uzman yardımı alması yararlı olur. Kişinin iş yaşamı kadar dinlendiği, mola verdiği tatil süreçlerine de dikkat etmesi, kendine zaman ayırması depresyon riskini azaltır. Tekrarlayan depresyonu olanlarda ilaç tedavisinin düzenli yapılması da depresyonu önlemede önem taşır.

 

Kişinin yaşamı (geçmişi, bugünü, geleceği) yorumlayış biçimi de depresyona neden olabilir. Bu nedenle, bilişsel davranışçı terapi başta olmak üzere terapilerin kişinin düşünce dünyasını ele almada ve gereken değişme ya da esnemelerin yapılmasında önemli rolleri vardır.

 

Depresyon tedavisinde hasta yakınlarına düşen görevler

Depresyon tedavisinde destekleyici faktörler büyük önem taşır. Hasta yakınları tedavide ya da hastalığın nüksetmemesinde kilit rol oynayabilir. Hasta yakınları, belirtilerin ortaya çıkmaya başladığı ilk dönemde hastalığın ilerleyici olabileceği konusunda dikkatli olmalıdır. Hastanın psikiyatrik bir hastalığı kendine yakıştırmayıp, reddedici tutum içine girmesi sık rastlanan bir sorundur ve bu düşünce hastanın başına gelecekleri değiştirmez. Alternatif tedavi yolları (bitkisel, muska vb.) Aramak yerine ilk aşamada psikiyatri uzmanından yardım alınmalıdır. Tüm organların kimyasının bozulup hastalanabileceği gibi, beynin de bir organ olduğu ve hastalanabileceği unutulmamalıdır.

 

Diyabet (şeker hastalığı) olan ve bu yüzden aşırı yemek yiyen birine insülin takviyesi, diyet, diğer kan şekeri düşürücü yöntemleri uygulamak yerine az yemesi konusunda sohbet edilmesi ne kadar mantıklıysa, depresyonun iman zayıflığı sonucu ortaya çıktığı düşüncesi de o kadar mantıklıdır.

 

 

Sonbahar depresyonu nedir?

Yazın bitmesiyle birlikte güneşli günler yerini bulutlu ve yağmurlu günlere bırakmaya başladı. Güneşi daha az görmek, okulların başlaması, sorumlulukların artması, havaların serinlemesi kişilerde birtakım ruhsal sorunlar yaratabiliyor.

 

Çağın hastalığı depresyon en çok sonbaharda görülüyor. Sonbahar depresyonu var mı? Yoksa sonbaharı bahane mi ediyoruz? REEM Nöropsikiyatri’den Dr. Mehmet Yavuz mevsimlerin değişmesiyle birlikte ortaya çıkan duygusal değişiklikler hakkında bilgi verdi:


Sonbahar gelince neden depresif oluyoruz?

İlkbahar doğanın canlanmasını, kendimizi daha neşeli ve coşkulu hissetmemizi sağlar. Sonbahar ise güneşli güzel günlerin geride kaldığı ve kapalı, soğuk kış günlerinin gelmekte olduğunu hatırlatır. Havaların kötüleşmesi, günlerin kısalması, açık alanlardan tekrar güneşsiz kapalı alanlara girilecek olması bize keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir.

 

Bu nedenle sonbahar biraz da hüzün mevsimi olarak anılır. Sonbaharda azalan güneş ışınları mutluluk hormonu seratonin salgılamasının azalmasına, beyin kimyasının değişmesine ve depresyona sebep oluyor. Aynı mevsimsel depresyon kışın da görülür. Ancak yaz mevsiminin hemen sonrasında olduğu için sonbahar depresyonuna kış depresyonundan daha sık rastlanır.

 

Sonbahar depresyonunun belirtileri nelerdir?

Hastalık başladığı zaman kişide enerji ve ilgi azalır veya kaybolur, suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü, iştah kaybı, mutsuzluk görülür. Duygusal olarak çökerler, her şeye üzülürler, hatta yaşama istekleri kaybolabilir. Ağlama sıklaşır, sıkıntı ve huzursuzluk vardır, hiç bir şeyden zevk alamaz olurlar, aktiviteleri azalır, işleri aksar, uykuları bozulur, cinsel istek azalır, kendilerini yorgun hissederler.

 

Kendinizi test edin:

En az iki hafta boyunca aşağıdaki yakınmalardan beşini yaşıyorsanız depresyonda olabilirsiniz;

 

  • Kendini üzgün ve boş hissetme
  • İlginin azalması ve zevk alamama
  • Nedensiz kilo alma veya kaybetme
  • Uykusuzluk veya aşırı uyuma
  • Yersiz aşırı hareketlilik veya uyuşukluk
  • Sürekli, nedensiz yorgunluk, enerji kaybı
  • Değersizlik ve suçluluk duygusu
  • Düşünme, konsantre olma yetisinin azalması
  • Ölüm ve intihar düşünceleri.

 

 

Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor?

Depresif duygu durumu, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar. Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha fazla risk taşırlar.

 

Sonbahar depresyonundan kurtulmanın yolları

Bazı mevsimlerde kişinin performansı belirgin olarak düşüyor ve depresyon belirtileri ortaya çıkıyorsa mutlaka bir psikiyatri uzmanına başvurmalı ve normal yaşamlarını düzenli tutmaya çalışmalıdırlar.

 

  • Gün ışığından mümkün olduğunca faydalanın. Giderek kısalmaya başlayan günlerde mümkün olduğunca gün ışığına çıkın. Bulutlu günlerde bile sabah veya öğlen arasında 20-30 dakika dışarıda geçirmek çok faydalı olur.

 

  • Spor yapın. Günde 30 dakikalık aktif, tempolu bir yürüyüş yeterli olabilir.

 

  • Sağlıklı beslenin. İştahınız artsa da, karbonhidrat ve basit şekerlere fazla yüklenmemeye çalışın. Bol bol su için.

 

  • Çok uyumayın. Zorla da olsa kendinizi sabah yataktan erken kalkmaya teşvik edin.

 

  • Yeni hedefler belirleyin, yeni planlar her zaman bir itiş gücü sağlar.

 

 

İşyerindeki isteksizliğini azaltmak için de sık ve kısa keyifli molalar verilmesi, kişinin sosyal yaşamını keyif alabileceği aktivitelere göre yeniden planlaması, depresif belirtilerin azalmasına yardımcı olacaktır.

 

Yazı: Dr. Mehmet Yavuz

 

 

Kış depresyonu nedir?

Kışın kendinizi her zamankinden daha mutsuz, yorgun ve sıkıntılı mı hissediyorsunuz. Kış depresyonuna girmiş olabilirsiniz. İşte kışı da yaz gibi geçirmenizi sağlayacak formüller...

 

Bu sene kışın uzun sürmesi bekleniyor. Bu da demektir ki, hem az güneşli hem de soğuk günler bizleri bekliyor. Genelde kuzey ülkelerinin önemli bir sorunu olan kış depresyonu bu yıl ülkemizdeki uzun ve zor kış şartlarından dolayı pek çok kişide görülebilir. Eğer genel bir isteksizlik hali, iştah değişikliği, nedensiz ağrılar, genel ilgi azlığı, uyku bozukluğu, sıkıntı atakları, kilo alma, cinsel istekte azalma ya da unutkanlık yaşıyorsanız kış depresyonu geçiriyor olabilirsiniz.

 

Belirli bir fiziksel hastalığa bağlı olmayan bu bulgular, aslında son yıllarda tıp literatürüne yeni giren “mevsimsel afektif bozukluğunun” yani bir cins depresyonun işaretleri olabilir. ABD’de yapılan bir araştırmada bu bulguları taşıyan insanların üçte ikisinin, yardıma ihtiyaçları olduğu halde, doktora başvurmadıkları saptanmış. Sanıyorum bizim ülkemizde bu oran daha da yüksek. Kış depresyonu özellikle kadınlarda erkeklere göre daha sık görülüyor.

 

Kış depresyonu nasıl geçer?

  • Her gün öğle saatlerinde mutlaka 15 dakika kadar güneş ışığı alın.

 

  • Kışın bitmek üzere olduğu bu günlerde mümkün olduğunca canlı ruhu dinlendirici ve huzur verici müzik dinletilerini ihmal etmeyin.

 

  • Turuncu kırmızı veya parlak tondaki renkleri tercih edin.

 

  • Dolaşımı canlandırmak, sinir sistemini rahatlatmak, stres ve gerilimi azaltmak için masaj yaptırabilirsiniz.

 

  • Limon, nane, melissa, lavanta, gül, sandal ağacı, paçuli kokuları genelde sinir sistemini rahatlatan kokulardır.

 

  • Kırmızı pul biber özel bir baharattır. Genelde turuncu ve parlak kırmızı yiyeceklerin kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı etkisi vardır.

 

Depresyondayken nasıl beslenmeli?

Bol çiğ meyve ve sebze, soya fasulyesi, kabuklu pirinç, tam tahıllar, çekirdekler, çerezler, sebzeler, mısır, taze meyve suları, taze balık (özellikle somon ve beyaz etli balıklar) kırmızı pul biber, hindi tüketin. Kırmızı et, beyaz un ve şeker, suni tatlandırıcılı sodalar, aşırı doymuş yağlar, kızartmalar, alkol, fazla kafein ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

 

Yazı: Ender Saraç

 

 

Akrabanızda depresyon varsa riskiniz iki kat artıyor!

Dünyada 350 milyon insanı etkileyen depresyonu önemsiz bir sorun gibi görmeyin. İhmal edildiğinde çok ciddi sonuçları olabiliyor. Uzmanlar, “Akrabaları arasında depresyon yaşamış kişi bulunanların bu sorunla karşılaşma riskleri daha yüksek” diyor.

 

İş hayatındaki zorlu koşullar, sosyal yaşamdaki kısıtlamalar, yoğun stres, çok sevilen bir yakının kaybedilmesi, zorluk yaratan koşulları değiştirememe gibi farklı nedenlerle ortaya çıkan depresyon, günümüzde modern çağın hastalıkları arasında ilk sıralarda yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre bu sorun tüm toplumlarda, her yaştan 350 milyondan fazla insanı etkileyen küresel bir hastalık olarak tanımlanıyor. Depresyon tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmayıp oluşmasında birçok faktörün etkisi bulunuyor.

 

Psikolog Elçin Orhan Kaleağası, akrabalarda olması halinde kişide depresyon görülme riskinin 2 kat arttığını söylüyor.

 

Depresyonun genetik ile ilişkisi var

Depresyonun genetikle de ilişkili olduğunu söyleyen Kaleağası, “Sorunun akrabalar arasında görülmesi, genel toplumla kıyaslandığında iki kat fazla oluyor. Depresyon bedensel hastalıklarla birlikte görülebileceği gibi bedensel bazı hastalıklar da depresyona yol açabiliyor” diyor.

 

Kronikleşirse sonu intihar olabilir

Depresyon nedeniyle tedavi görmeyenlerde ölüm ya da sakatlıkla sonuçlanan öz kıyım oranının yüzde 15 olduğu belirtiliyor. Tedavi edilmeyen bir depresyon atağı ortalama 10 ay sürüyor.

 

Tedavi edilmediği takdirde depresyonun şiddeti artıyor ve sorun kronikleşip intihar ile sonuçlanabiliyor. Belirtilerin erken farkedilip uygun biçimde tedavi edilmesi sonucunda major depresyonun engellendiği belirtiliyor.

 

Kaleağası, “Depresyon tekrarlama riski olan bir sağlık sorunudur” diyor. Tam ve düzenli bir tedavi ile kimi hastada tekrarlamasa da kimisinde tedavi gerektirmeyecek, kimisinde ise tedavi gerektirecek düzeyde tekrarlarla karşılaşılabiliyor.

 

 

Tedavi gerektiren durum

 

  • Hayattan eskisi kadar zevk alamama
  • Uyku bozukluğu
  • Unutkanlık
  • Gerginlik
  • Ağlama
  • İştahsızlık veya iştah artışı
  • Ölüm düşüncesinin varlığı
  • Kaygılı düşüncelerin artması
  • Yaşam kalitesinin düşmesi
  • Üretkenliğin azalması
  • Kişinin ailesi ve çevresiyle olan ilişkilerinin bozulması
  • Bedensel yakınmaların artması (Mide bulantısı, ağrı, ateş basması)

 

Haber: Ceyda Erenoğlu

 

Herkesin depresyon hakkında bilmesi gereken 10 şey

 

Depresyon yaşayan her insan farklı aşamalardan geçse de, hastalığı daha iyi anlayabilmemizi sağlayacak birkaç evrensel gerçeklik var. Aşağıda, bu mental sağlık sorunu hakkında herkesin bilmesi gereken birkaç şey var:

 

1- Depresyon genetik olabilir

Son dönemde yapılan çalışmalar, depresyonun biyoloji ile ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Yeni bir araştırma ise, insan DNA'sındaki belirli bölgelerin hastalıkla bağlantılı olabileceğini gösterdi. Genler üzerinde çalışmalar yapan bir şirket, kimyasal yapımızda, depresyonla ilişkili yaklaşık 15 genin olduğunu keşfetti. Bunlar, beyindeki nöron gelişimini sağlayan genlerin aynıları.

 

2- Fiziksel bir hastalıktır

Depresyonun, duygusal bileşenlerinin yanı sıra, son derece gerçek fiziksel semptomları da vardır. Bu mental soruna sahip insanlar, genelde iştahta değişimler, baş ağrıları, uyku bozuklukları gibi semptomlar tecrübe ederler.

 

3- Bilim adamları, devamlı olarak yeni, umut vaad eden tedaviler buluyorlar

Mental sağlık bakımı, gerçekten de işe yarıyor. Yapılan yeni bir araştırma, hastaların depresyonu tetikleyen durumlarla baş etmeyi öğrendikleri bir konuşma terapisi olan davranışsal aktivasyonun, depresyon tedavisinin etkili ve ucuz bir yolu olabileceğini ortaya koydular. Hatta bazı çalışmalar, online konuşma terapisinin bile bir dereceye kadar faydalı olabileceğini gösteriyor.

 

4- Depresyon yaygındır

Depresyon, dünya çapında yaklaşık 350 milyon kişiyi etkiliyor. Aynı zamanda da engelliliğin dünya genelindeki en büyük sebeplerinden birisi.

 

5- Kişinin iş hayatını ciddi şekilde etkileyebilir

Depresyonun en belirleyici semptomlarından birisi, motivasyon eksikliğidir - ki bu durum kişinin profesyonel hayatını ciddi şekilde etkiler. Mental sağlık sorunlarının, iş verenlere her yıl yaklaşık 44 milyar dolara mal olduğu tahmin ediliyor.

 

 

6- Ayrımcılık yapmaz

Depresyon - her mental sağlık sorununda olduğu gibi - herkesi etkileyebilir; yaş, statü ya da etnik köken önemsizdir. Birçok ünlü kişilik, siyasetçi ve sporcu, mental sağlık sorunları ile ilgili tecrübelerini, medya ile paylaşmıştır.

 

7- Depresyon kötü bir şekilde yaftalanmıştır

Zihinsel sağlık sorunlarını çevreleyen olumsuz stereotipler, hala gerçekliğin bir parçası. Mental sağlık terimleri, hala hakaret olarak kullanılıyor, sohbetlerde gelişigüzel bi şekilde dile getiriliyor. Birçok insan, yanlış bir şekilde, zihinsel hastalıkları şiddetle ilişkilendiriliyor. Tüm bu davranışlar, mental sağlık sorunları ile ilgili yanlış algılanmalara sebep olabiliyor.

 

8- Birçok insan yaşadıkları sorunla ilgili konuşmamayı seçiyor

Yargılanma ve utanç korkusu, mental sağlık sorunları yaşayan birçok insanı susturuyor. Yapılan araştırmalara göre, damgalanma, insanların tedavi arayışından uzak durmalarına sebep oluyor. Bu durum özellikle de erkeklerde yaygın. 2015 yılında yapılan bir çalışmaya göre, intihar düşüncelerine sahip erkeklerin susmayı tercih etme olasılıkları daha yüksek.

 

9- En kötü senaryoda intihara sürükleyebilir

Psikolojik hastalıklar, ciddidir; bu yüzden, zihin sağlığı bakımı ve şefkatli yaklaşımlar, çok önemlidir. İntihar vakalarının yaklaşık yüzde 90'ınında, mental hastalıkların rolü bulunuyor.

 

10- Depresyon, kişiyi tanımlamaz

Depresyon, yetersizlik ya da kişilik kusuru değildir. Kanser ya da diyabetin kişinin kimliğini oluşturmaması gibi, mental hastalıklarda da böyle bir durum söz konusu değildir.

 

Stresle baş etmek için 4 yoga pozu...

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?
    Arpa şehriyeli, cipsli salata nasıl yapılır?

    Süresi : 01:42 İzlenme : 1647

  • Oje sağlığa zararlı mı?
    Oje sağlığa zararlı mı?

    Süresi : İzlenme : 4587

  • 4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi
    4 cilt tipine uygun kil maskesi tarifi

    Süresi : 00:57 İzlenme : 1608

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2586

  • Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?
    Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:26 İzlenme : 6349

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön