Kalp krizinden ölüm engellenebilir mi?

Dolayısıyla sağlıklı ve uzun yaşamın sırrı, kalbinizde saklı!

Kalp krizinden ölüm engellenebilir mi?

Günümüzde erken yaşta ölümlerinin en önemli nedenlerinden bir tanesi, kalp ve damar hastalıklarıdır. Gerek modern hayatın getirdiği sağlıksız yaşam tarzı gerekse genetik yatkınlık “genç yaşta kalbine yenik düştü” haberleriyle sık karşılaşmamıza neden oluyor. Bu sağlıksız yaşam tarzını değiştirmek bireylerin kendi elinde iken, genetik risk faktörleriyle mücadele bu konuda yetkin ve bilgili doktorların elinde... Dolayısıyla sağlıklı ve uzun yaşamın sırrının bu iki bileşenle yapacağımız mücadelede gizli olduğunu belirtmek mümkün. Amerikan Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolga Özyiğit, kalp ve damar hastalıkları hakkında önemli bilgiler verdi.

 

Sağlıksız yaşam tarzıyla kısaca, hareketi az, kalorisi bol bir hayattan bahsediyoruz. Bunun üzerine aşırı stres ve sigarayı da ilave ettiğinizde neler olabileceğini tahmin etmek için mutlaka doktor olmaya gerek de kalmıyor. Bu faktörlerle mücadelede başarılı olmak isteniyorsa, işe mutlaka çocukluk çağından başlamak gerekiyor. Televizyon kanallarında reklam kuşaklarına bakıldığında karnesinde pekiyi getirmiş çocuğa annesinin bol kalorili bir gofreti hediye olarak vermesi ya da bir ailenin fast food yerken ne kadar mutlu olduğunun vurgulanması gibi reklamlarda hedef elbette ki gençlerin bilinçaltıdır. Yapılması gereken kesinlikle tam tersidir. Yani çocuklara yönelik yazılı ve görsel basında sağlıklı bir yaşam tarzının çocuklarımıza aşılanmasıdır.

 

Genetik risk faktörlerini ortadan kaldırmak mümkün değildir. Örneğin; babası 45 yaşında kalp krizinden vefat eden bir kimse kesinlikle risk altındadır ve bu riskin ortadan tamamen kaldırılması mümkün değildir. Elbette yaşam tarzıyla diyabet veya hipertansiyon gibi bazı genetik risk faktörlerinin kontrol altına alınması mümkündür. Ama çok sağlıklı yaşamak insanları bu hastalıklardan muaf kılmaz.

 

 

Diğer bir değiştirilemez risk faktörü ise ailesel kolesterol yüksekliğidir. Bu kimselerçocukluk yaşları dahil sürekli olarak yaşıtlarından daha yüksek kolesterol seviyelerine sahiptir. Nasıl bir binanın temel yapı maddesi çimento ise damar sertliğinin de temel yapı maddesi kolesteroldür. O olmadan damar sertliği gelişemez. Damar ne kadar uzun süre yüksek kolesterolle birlikte yaşarsa, damar sertliği de o kadar erken yaşta gelişir. Bu durum özellikle ailevi kolesterol yüksekliği için geçerlidir. Kolesterolün alt tiplerine bakıldığında ise, istisnasız tüm bilimsel çalışmalar göstermektedir ki bundan birinci derecede sorumlu olan kötü kolesterol dediğimiz LDL kolesteroldür. Bu bilgiler ışığı altında Amerikan Kalp Cemiyeti’nin konuyla ilgili yayınladığı son tavsiye yazısında LDL kolesterolü 190 mg/dl’nin üzerinde olan 21 yaşından büyük herkese, başka risk faktörlerine bakılmaksızın tedavi başlanması çok kuvvetle önerilmektedir.

 

Tedavi olarak önerilen ilaç grubu ise statinlerdir ve bazı statinler kalp krizi riskini yüzde 30 civarında azaltmaktadır. Asıl önemli olan nokta ise bu koruyucu etkinin kolesterol düşürücü etkiden bağımsız olmasıdır. Yani kolesterolü eşit derecede azaltan diğer kolesterol düşürücü ilaçlarda kalp krizi riski azalmaz iken, statin grubu ilaçların bu koruyucu etkisi kolesterol seviyesi tamamen normal olan riskli hastalara verildiğinde bile ortaya çıkmaktadır. Bu da akla statinlerin başka bir mekanizma üzerinden koruma sağladığını getirmektedir. Tabii ki düşük riskli insanlarda bu koruyucu etki çok daha azdır. Ancak akılda tutulması gereken husus şudur: risk arttıkça statin tedavisinin faydası da artmakta. Buna karşılık iddia edilenin aksine statinler son derece güvenlidirler. Örnek vermek gerekirse, bu ilaçların en çok korkulan yan etkisi olan ciddi karaciğer toksisitesi riski, bugün en ufak ağrı için kullandığımız parasetamolden çok daha azdır.

 

 

Statin tedavisinin yanında düşük doz aspirin, özellikle öncesinde kalp krizi geçirmiş olan kişilerde ikinci kalp krizini engellemede oldukça koruyucu diğer bir ilacımızdır. Bununla birlikte diyabet hastalarında iyi bir kan şekeri kontrolü (üç aylık kan şekeri ortalamasını yansıtan Hemoglobin A1C değeri yüzde 7’nin altında olacak şekilde) ve hipertansiyon hastalarında yeterli kan basıncı kontrolü de kalp krizi nedeniyle gelişebilecek vakitsiz ölümlerin engellenmesinde son derece önemlidir.

 

Sonuç olarak, çocukluktan başlayan sağlıklı bir yaşam tarzı, değiştiremediğimiz genetik risk faktörlerinin ilaçla veya ilaçsız kontrolü, gerekli olduğunda aspirin ve statin tedavisi, risk altındaki her iki insandan yaklaşık birisinin hayatını kurtarabilir.

 

Kalbinizin için unutmanız geren 10 yanlış
+10
Halk arasında hızla yayılan hatalı ve eksik bilgiler de, yanlış yönlendirmeye sebep olarak hastalıklara davetiye çıkarıyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Azmi Özler, kalp sağlığı konusunda yanlış bilinenler hakkında bilgi verdi.   Yanlış 1: Ailemde kalp hastalığı yok bende de olmaz Kalp hastalıklarında genetik geçiş önemli bir nedendir; ama sadece genetik geçiş kalp hastalığına neden olmamaktadır. Aile öyküsü olumsuz olmasına rağmen egzersiz yapan, iyi beslenen, sigara içmeyen kişilerde kalp hastalığı görülmezken; genetik geçişi iyi olan kişilerin düzensiz ve sağlıksız yaşam biçimlerini benimsemesiyle kalp damar hastalığına yakalanma riskleri daha fazla olmaktadır.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Prematüre nedir?
    Prematüre nedir?

    Süresi : 01:30 İzlenme : 2861

  • Koruyucu aile nedir?
    Koruyucu aile nedir?

    Süresi : 30:29 İzlenme : 133

  • Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları neler bekliyor?
    Kristin Demirci yanıtlıyor: 2018'de burçları...

    Süresi : 48:48 İzlenme : 50

  • Karnabahar burger!
    Karnabahar burger!

    Süresi : 00:35 İzlenme : 1402

  • Epizyotomi nedir?
    Epizyotomi nedir?

    Süresi : 02:47 İzlenme : 4978

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön