Annenin kan basıncı bebeğin cinsiyetini etkiliyor mu?

Bilim insanlarının iddialarına göre, bir kadının gebe kalmadan önceki kan basıncı değeri, bebeğinin cinsiyetini etkileyebiliyor.

Annenin kan basıncı bebeğin cinsiyetini etkiliyor mu?

Yapılan araştırmalar, kan basıncı düşük kadınların kız çocuğuna hamile kalmaya eğilimli olduklarını, yüksek kan basıncının ise muhtemel bir erkek çocuğunun işareti olduğunu ortaya koydu.

 

Bir kadının kan basıncını kasten yükselterek ya da düşürerek bebeğinin cinsiyeti üzerinde etki sahibi olup olamayacağı ise net değil.

 

Konu oldukça tartışmalı; çünkü bazı erkek-dominant toplumlarda cinskırım uygulaması sürdürülüyor – kız bebekler kürtajla aldırılıyor ve hatta doğumdan sonra öldürülüyorlar.

 

 

Küçük ama önemli bir fark

Toronto, Mount Sinai Hastanesinden endokrinolog Dr. Ravi Retnakaran, araştırmalarının bir kadının hamilelikten önceki kan basıncının, cinsiyet olasılığı ile ilişkili, önceden bilinmeyen bir faktör olduğunu ileri sürdüğünü söylüyor:

“Bu yeni öngörü, hem üreme planlaması hem de insanlarda cinsiyet oranın altında yatan temel mekanizmaları anlayışımız konusunda çıkarımlar yapmamızı sağlayabilir.”

 

American Journal of Hypertension dergisinde çalışmaları hakkında bir rapor yayınlayan araştırmacılar, Çin’in Liuyang bölgesinden, hamile kalmayı planlayan bir grup kadın üzerinde incelemelerde bulundular.

 

Hamile kalmadan önce ve sonra kan basınçları ölçüldü; sigara, kilo ve kolesterol gibi faktörler göz önünde bulunduruldu.

 

Araştırmacıların açıklamalarına göre, 1411 kadının 739’u erkek, 672’si kız çocuk doğurdu.

 

 

Kız çocuk sahibi olan kadınların hamilelikten önceki sistolik an basınçları 103,3 mmHg olarak ölçülürken, erkek çocuk doğuran kadınlarda bu sayının 106 olduğu görüldü.

 

Temel biyoloji, cinsiyet oranında %50/50 oranının varlığını kabul eder – insanlarda erkeklere karşı hafif bir önyargı olsa da. Bu durum, doğanın, erkek prematüre ölümlerinde biraz daha fazla olan oranı dengeleme aracı olarak görülür.

 

Yüzyıllardır tartışılan mesele

Ancak çağlar boyunca sonuçları etkilemeye dair çeşitli metotlar denenmiştir. Örneğin Aristoteles, cinsiyetin, erkeğin seks sırasındaki heyecanı ile belirlendiğini düşünmüştür; ancak diğer antik Yunan filozofları bu durumun vücudun sağ ve sol yanları ile ilişkili olduğunu öne sürmüşlerdir. 18. yüzyıldan Fransız bir cerrah, erkek çocuk isteyen erkeklerin sol testislerini kesmeleri gerektiğini iddia ediyordu.

 

 

Bunların yanı sıra besin takviyeleri, geleneksel ilaçlar, yatağın altında özel kristaller gibi yöntemler de denenmişti.

 

2009 yılında yapılan bilimsel bir araştırma ise ekvatora yakınlığın kız bebek olasılığını artırdığını ortaya koymuştu.

 

 

 

 

Bu haberin İngilizce orijinali independent.co.uk sitesinde yayınlanmıştır. 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 380

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 365

  • Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni Hakan Atalay'la konuşuyoruz
    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni...

    Süresi : 17:31 İzlenme : 388

  • Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve beslenmenin sırları
    Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve...

    Süresi : 43:26 İzlenme : 339

  • İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu Sedef Erken'le Türkiye'de otizm algısı
    İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu...

    Süresi : 25:18 İzlenme : 116

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön