Ilgın'ın gebelik günlüğü: 8. hafta

"Al sana stres, yarısını sabah yarısını akşam yutarsın."

Ilgın'ın gebelik günlüğü: 8. hafta

"hayır baba, ben evlenmeyeceğim. yok, çocuk falan da istemiyorum.

yakışıklı oğlanlara göz kırpıp, dünyayı gezmeyi düşünüyorum.

evet! sonsuza kadar…"

-Ilgın / evlenmek için tutturmadan birkaç hafta önce

 

Merhaba.

Ben Ilgın. Üstte yazan cümlenin kurucusu. Aşırı kararlı bir insanımdır. Bu cümleyi kurduğumda 25 yaşımdaydım ve yakışıklı oğlanlara, dünyanın karış karış gezileceğine çok inanıyordum. Şimdi 30 yaşındayım. 5 yıllık evliyim. O kararlılıkla nikah günü arasında neler oldu tam olarak bilmiyorum. Ama ne olduysa iyi oldu, güzel oldu. Aferin bana.

 

Sonraki dört yılım da “çocuk mu? Deli miyim ayol ben? Mis gibi kocam var, yediğim önümde yemediğim arkamda. Öpülmek sevilmek bende. Boklu bebek bezleri azcık beklesin” demekle geçti… Neden ve nasıl oldu bilmiyorum ama bir sabah uyanıp çocuk istediğime karar verdim. Merhaba hormonlar! Son bir yıl da ‘ulan bu çocuk nasıl olacak, herhalde bir şeyleri yanlış yapıyoruz : )’ demekle geçti…

 

Arada doğru birşeyler de yapmış olmalıyız ki, hamileyim. Eğer bu cümleyi iki hafta önce yazıyor olsaydım, o “hamileyim”in kıçına bir de sevinç/heyecan nidası olarak ünlem eklerdim. Şimdi 9+1’den bildirdiğim için daha ziyade 'söylenecek' şeylerim var.

 

Ben hooop diye hamile kalacak, hamileliğimi Ebru Şallı olarak geçirecek, karbonidrattan uzak bol proteinli bir hayat sürecek, seksiliğimden ödün vermeyecektim. Asla strese girmeyecektim. Her sabah meditasyon yapıp bebeğimle bağ kuracak,mümkün olduğu kadar az ultrasona girerek kendimi akışa bırakacaktım... Ina May kitabı okuyup, doulamın elini de tutarak doğurdum muydu, değmeyin keyfime!

 

Anneciğimin bir lafı vardı; kul kurar felek gülermiş.

 

Öyle hooop diye hamile falan kalmadım, rahim filmleri, spermiyogram testleri, kontrollü sevişmeler, hımm burada minik bir hormon iğnesi varmışlar havada uçuştu. Bunlar havada uçuşurken kış vakti spor salonunda düzlediğim karnım ebru şallılığından istifa etti, banu alkancılık oynamaya başladı. Gözüm mantıdan börekten başkasını görmez oldu. Bunlar da yetmezmiş gibi tam seksi olacağım derken, gaz kaçıran ve gün içinde otuz kere “ay ölücem gaz sancısından” diyen bir insana dönüşüverdim.

 

Yetmedi. Yetmez. Ben bir tane bebem olsun, benim olsun derken, sevgili doktorum “ay burada iki tane bebek var” dedi! Tek yumurta ikizi! Tek yumurta ikizi çok riskli, tek yumurta ikizinde kese sayısı plasenta sayısı çok önemli, tek yumurta ikizinde kan çalma denen bir halt oluyor. Aşırı riskli, o kadar riskli ki insan kederinden ölür… falan gibi şeyleri de duymuş bulundum. Sen misin “ultrasona girmeden gebelik geçiricem” diyen... Al sana . Al. Al. Al. Al sana stres, yarısını sabah yarısını akşam yutarsın.

 

Sonra tüm bunlardan sonra, Ilgın meditasyona otursun da bebeleriyle iletişim kursun. Yok anacım o da öyle olmadı. Ondan da korkar oldum. Ay çok iletişiriz de maazallah bir şey olursa yıkılırım diye...

 

Kontrolden hala taviz vermiyordum ki, ağlamalara başladım. Neden çorabımın teki yoktu, neden yerfıstığı kelebeklenmişti, neden neden nedendi? E ben gebeliğimi böyle geçirirsem, ilkokulda herkesin evladı çiçek olurken benimki kanayan gül olmaz mıydı...

 

Bu tüm dünyanın bana karşı olduğu günlerde, ben ağlarken, arkadaşlarım da nasıl gıcıklardı ayrıca. “Bebişler nasıl?” diye watzaptan yazanları öldürüp hapiste çocuk büyütmek zorunda kalacaktım. Ben nasıldım acaba, göbeğim çatlayacaktı da iyi mi olacaktı? Onlar rakı balık yaparken benim midemin bulanması hoş muydu? Lanet olsundu böyle işe!

 

Hani çok kutsal bir meseleydi ve ben huşu içinde olacaktım? Bu tek yumurta ikizi nerden çıkmıştı, neden çoluğumla çocuğumla bağ kurup, yumurta yiyince karnımı sevip “şifa olsun yavruma” diyemiyordum?

 

Sonra 9. haftanın ilk günü, hani şu 9+0 dedikleri sabah kalktım. Memelerimi gördüm ve yeşil damarlarla tanıştım. İki katına çıkan damarlı memelerim bana birşey anlatmaya çalışıyordu.

 

“Her şey yolunda, biz sütlenmeye hazırlanıyoruz, stres yapan sensin... Her şey yolunda.”

 

Dünyanın tüm doktorlarını denemeye karar verdiğim için aldığım bu haftanın ikinci doktor randevusuna gitmedim.

 

Bu hafta da ermedim ama delirmedim de.

 

 

 

Ilgın Kafasıkarışık

 

 

Sonraki yazı: Ilgın'ın Gebelik Günlüğü'nde 11. hafta

***

 

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

İlginizi çekebilecek diğer haberler
  • Deprem çantasında neler olmalı?
    Deprem çantasında neler olmalı?

    Süresi : 01:14 İzlenme : 657

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1834

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 2106

  • Kol sarkmalarına karşı egzersiz
    Kol sarkmalarına karşı egzersiz

    Süresi : 02:09 İzlenme : 1954

  • Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?
    Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:26 İzlenme : 6202

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön