Türkiye'de sezaryen doğum oranı neden artıyor?

Ülkemizde geçtiğimiz yıl %37 olan sezaryen doğum oranı 2017’de %53’e yükseldi. Normal doğum oranının arttırılabilmesi için uzmanlar, sistemde önemli değişiklikler yapılması gerektiği görüşünde.

Türkiye'de sezaryen oranı artıyor!

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sezaryen ameliyatının ancak zorunlu gerekçeler nedeniyle yapılması ve bu operasyonların normal doğumlara olan oranının %15’i geçmemesi gerektiğini belirlemişti. Ancak ülkemizde sezaryen oranları her geçen yıl daha da artıyor.

 

2016’da %37 olduğu belirlenen sezaryen oranı, bu yıl %53 civarına yükselmiş durumda. Anadolu Ajansı’nın derlediği verilere göre, geçtiğimiz yıl ülkemizde meydana gelen bir milyon 248 bin 41 doğumun 676 bin 152’si sezaryenle gerçekleşti.

 

 

 

En çok özel hastanelerde sezaryen yapılıyor

 

Sezaryen oranları özellikle özel hastanelerde büyük ölçüde yükseliyor. 2016 yılında özel hastanelerdeki doğumların %71’i sezaryenle gerçekleşti. Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ bu oranların kabul edilemez olduğunu söyleyerek acilen önlem alınması gerektiğini belirtmişti.

 

Sezaryene ceza gelebilir mi?

 

Recep Akdağ, daha önce de sezaryen doğumlarla ilgili yaptığı açıklamalarda sezaryen oranı haddinden fazla olan kurumlara yaptırım uygulanabileceğini dile getirmişti. Şubat 2017’deki konuşmasında da şu sözleri yineledi: "Bilimsel komisyonlar kuracağız ve bu komisyonlar, hastanelerdeki sezaryen oranlarını bilimsel kriterlere göre inceleyecek. Gereksiz sezaryen oranları en yüksek olan hastaneleri cezalandıracağız. Gereksiz sezaryenin en yüksek yapıldığı hastanelerde sezaryen ameliyatlarını yapan ekibi eğitime alacağız."

 

Sezaryen hakkındaki 11 gerçek
+11
Efsane 1: Epidural canınızı yakmaz. Bu bir bakıma doğru. Epidural iğnesinin kendisi çok can yakmıyor. Ancak anestezi uzmanınız omurganıza iğneyi yerleştirirken hala sancılarınız geliyorsa, orada öyle hareketsiz durmaya çalışmak biraz sıkıcı olabilir...  

 

Yeni bakan da aynı fikirde

 

Temmuz ayında yapılan Bakanlar Kurulu değişiklikleri ile yeni Sağlık Bakanı olarak görevlendirilen Ahmet Demircan da, Temmuz ayında düzenlenen Sezaryen Oranlarının Azaltılmasında Etkili Yöntemler Sempozyumu’nda yaptığı konuşmada sezaryen doğumla ilgili görüşlerini ifade etmişti. Sağlık Bakanı Ahmet Demircan şunları söyledi: "Sezaryen bir doğum yöntemi değil, bir cerrahi müdahale, ameliyattır ve ancak bir endikasyon olduğunda başvurulacak bir uygulama olmalıdır. Anne ve bebek sağlığı için gerektiğinde hayat kurtarıcı bir müdahaledir elbette. Sezaryenin normal doğumdan fazla kullanılıyor olması gerçekten düşündürücüdür. Şu anda ulaştığımız rakamlara göre, sezaryen normal doğumunun önüne geçmiştir. Bu düşündürmeli. Çünkü bu sonuç bilime uygun bir sonuç değildir. Endikasyonu koyan hekimlerimizin bu konuyu bilim açısından değerlendireceklerine ve sorgulayacaklarına inanıyorum. Ülkemizdeki hekimlerin de bu olumsuz sonuçtan rahatsız olduklarına inanmak istiyorum, muhakkak ki rahatsızlar. Burada düzeltilmesi gereken bir nokta var ve onun üzerinde durarak, bunu düzeltmek zorundayız."

 

Aynı sempozyumda konuşan Emine Erdoğan da "Ülkemizdeki yüzde 53 sezaryen oranını, Fransa'daki yüzde 20, Hollanda'daki yüzde 15'ler seviyesine indirmek için büyük bir seferberlik başlatmalıyız" diyerek konunun önemini vurguladı.

 

 

Sezaryen oranlarının azaltılabilmesi için ebe desteği şart

 

İstanbul Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde Başhekim Yardımcısı olarak görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semra Özer’e konuyla ilgili görüşlerini sorduk.

 

Dr. Semra Özer, sezaryen oranlarının azaltılabilmesi için öncelikle doğum ortamlarının iyileştirilmesi ve ebe sayısının arttırılması gerektiğini ifade ediyor. Normal doğum sürecini takip edecek ve doğumdan sonra da anne-bebek bağlanması sağlanırken anne ile birlikte olabilecek, birebir destek verebilecek ebeler yeterli sayıda olduğunda sezaryene duyulan ihtiyacın azalacağını vurgulayan Özer, Sağlık Bakanlığı’nın doğumları iyileştirmek için elinden geleni yaptığını ancak çok daha uzun vadeli ve ciddi çalışmalar yapılması gerektiği görüşünde.

 

Anne veya bebek ölmeyecekse sezaryen yapılmamalı

 

Bugüne kadar tüm uzmanların, üstelik hükümet yetkililerinin de ifade ettiği üzere sezaryen, normal doğuma alternatif bir seçenek değil, bir hayat kurtarma operasyonu. Ancak normal doğumların normal bir şekilde ilerleyebilmesi için uygun ortam ve ekip sağlanamadığında, doğuma müdahaleler de artıyor, hatta birçok doğum sezaryenle gerçekleşmek durumunda kalıyor. Semra Özer, bu tür doğumları ‘vajeryen’ olarak nitelendiriyor: “Sezaryen ameliyatları ‘Vajeryen olacağına sezaryen olsun’ diyerek yapılıyor, yoksa kimse sezaryen yaptığında daha çok kazanmıyor.”

 

 

“Doktorlara veya hastanelere sezaryen oranları ile ilgili kısıtlamalar ve cezalar getirilmesi de çözüm olmayacak. Sezaryen ihtimali olan gebeleri kabul etmeyerek ya da başka yöntemlere başvurarak hastanenin sezaryen oranını düşürme yoluna gidebilir hekimler. Doktorlar hukuken de kendini güvende hissetmiyor, doğumda bir sorun olduğunda ailenin dava açmasından çekiniyor ve normal doğum sürecine hazır olmayan bir gebeyi sezaryene almayı tercih edebiliyor.

 

Önce sezaryen sebeplerini ortadan kaldırmalıyız

 

“Sezaryene götüren sebepler ortadan kaldırılmadan doktorları cezalandırmak kesinlikle işe yaramayacaktır. Normal doğum ile vajeryen ayrımının yapılmaması, doğum ortamlarının normal doğumu teşvik edecek biçimde düzenlenememesi sezaryen oranlarını arttırıyor. Medyanın da konuya özel ilgi gösterip dilini değiştirmesi gerekiyor, ‘normal doğumda ısrar etti bebeğini kaybetti’ türevi korku hikayelerinin böyle bir üslupla yayınlanması halkı endişeye sürüklüyor.”

 

Her doğuma bir ebe

 

Semra Özer, sezaryen oranlarının azaltılması için atılması gereken en önemli adımın ebe sayısının arttırılması olduğunu vurguluyor. Alanında uzman, doğumda birebir destek verebilecek yeterlilikte eğitimli ebeler sayesinde normal doğumların da güvenle, normal seyrinde ilerlemesi kolaylaşıyor. 7/24 hastanede nöbette olan ebe sayısı arttırıldığında, normal doğumların kolaylaşacağı ve sayısının artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Süreci takip edebilecek uzmanların varlığında doktorlar da sezaryen kararı vermeden önce tüm doğal yöntemlerin denendiğinden emin olabilecek.

 

 

Doğum ortamları iyileştirilmeli

 

Doğum yapan annenin kendini güvende hissettiği bir ortamda olması, doğumu mümkün kılan doğal hormonların işlevlerini yerine getirebilmesi için son derece önemli. Doğumhanelerin anneleri ve bebekleri bir arada rahat ettirecek, güvende hissettirecek şekilde düzenlenmesinin de bu açıdan sezaryen oranını azaltmada önemli bir yeri var.

 

Aynı zamanda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan ve eski başbakan Ahmet Davutoğlu’nun eşi Op. Dr. Sare Davutoğlu da 2015 yılında yaptığı bir konuşmada doğum ortamının önemini vurgulamıştı. 20-30 sene önceki doğum ortamlarının kadınlar için oldukça korkutucu olduğunu ifade eden Davutoğlu, günümüzde artık daha ferah bir doğumhane anlayışının yaygınlaştığını ancak yine de bunun her hastanede standart haline getirilmesi gerektiğini söylemişti.

 

 

Doğuma hazırlık eğitimleri büyük önem taşıyor

Ailelerin hamilelik ve doğumla ilgili bilinçlenmesinin en iyi yollarndan biri de doğuma hazırlık eğitimleri. Son yıllarda ülkemizde yaygınlaşmaya başlayan bu eğitimleri artık Sağlık Bakanlığı da destekliyor. Pek çok özel hastanede olduğu gibi bazı devlet hastanelerinde de gebe okulları açılıyor, özel olarak doğuma hazırlık eğitimi veren uzmanların sayısı da gün geçtikçe artıyor. Doğum hakkında bilgilenmek ve bilinçlenmek, doğum korkusunu azaltarak ve normal doğumu teşvik ederek bebek bekleyen annelerin sezaryeni tercih etmesinin de önüne geçebiliyor.

 

 

 

 

Lohusalık hikayeleri
+17
@dogummelegi: Çınar 23 günlük oldu. Geçenlerde bir takipçim mail atmış, hala cevap veremedim. "Doğumdan sonra hayatın değişti mi?" diye sormuş? Hamile kalmayı düşünen birine ne yazsam da korkutmasam bilemedim? Bu sorunun bana sorulma zamanlaması oldukça yanlış? Şimdi içimi bir dökeyim. #annetopuzu yapmaktan artık başım ağrıyor. Şişşşşşş demekten dilim damağım kurudu. Galiba karpal tünel sendromu oldum. El bileklerim çok ağrıyor. Kendimi unuttum, yorgunluktan ölüyorum, uykusuzum, zayıflamak isterken deli gibi yemek yiyiyorum? Şekil 1 A: Bak botoğrafa kolum pehlivan gibi çıkmış? Elinden gelen desteği vermesine rağmen gece mışıl mışıl uyuyan, gündüz ipad oynayan kocama zaman zaman gıcık oluyorum. Annem bize yerleşsin istiyorum. Çınar uyurken zamanım onun fotoğraflarına bakıp evde salak salak dolanmakla, Çınar uyanıkken onunla ilgilenmekle geçiyor. Resmen aşık oldum yoksa bebek bakmak çok zor. Tek sosyal aktivitem olabilirse Çınar'la parka gitmek. Dip boya, manikür, pedikür, saatlerce alışveriş yapmak uzak bir hayal gibi... Bu hafta “#lohusafarkındalıkhaftası”ymış ben #lohusayımfarkındayım demek istiyorum ama çoğu zaman rüyada gibiyim. Bu günlerin, lohusalığımın farkında değilim. Bu bölüm oldukça zormuş. Hamile kalmadan önce bir simülasyon yapsalar birkaç gün lohusalığı, yenidoğan bebeğimize bakmayı yaşasak acaba kaçımız doğururuz? Bu ilk aylar gerçekten çok zor. Destek almak çok çok çok önemli. Şimdi klasik bir cümleyle paylaşımımı bitiriyorum zira Çınar'ın on dakikalık tilki uykusunda bir tuvalete gideyim diyorum. Bebeğim o kadar tatlı, güzel, mis kokulu bir mucize ki tüm bu zorluklara, her şeye ama her şeye değer? ￰Ve en sevdiğim cümle; "Merak etme bu günler geçecek, hatırlamayacaksın bile..."

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1522

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7276

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 201

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6090

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2866

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön