Düşündüklerimizden sorumlu değiliz

Düşündüklerimizden sorumlu değiliz

Sevgilerim hürmetlerim ona...

 

Nasıl olurdu insan? Neyde bulurdu kendini? Bir piyano sesinde mi ya da bir ağıt kafa sesi mi durduracaktı insanı? İstediğine bir adım yaklaşınca sonunu görmeden pes edip başkasına geçmeyi mi? Nerde durmalıydım? Nereye devam etmeliydim? Bu kadar düşünmek anlamlı mıydı? Sevgi neydi? Ya askın körlüğü… Nereye kadar olabilirdi? Her şeyin sonuna odaklandığımızda mı biterdi heyecanımız? Heyecanımız ne içindi? Daha güzel yarınlarımız mı? Kendimizi daha ne kadar kandırabilirdik ki?

 

Hepimiz doğup, büyüyüp öleceğimizi bildiğimiz halde bir ömrü nasıl olurda bu üç kelimeye sığdırabildik? Akıl almıyor değil mi?

 

Hayat nerde başlardı? İlk hatırladığımız çocukluk anımızda mı? İlk çektiğimiz acıda mı? İlk gülümsediğimiz yerde mi? İlk anne dediğimiz yerde mi? İlk aşık olduğumuz anda mı? İlk aldığımız nefeste mi? Yoksa ilk umutlarımızın kırıldığı gözyaşlarımızın döküldüğü anda mı?

 

Herkesin düşüncelerine saygı duymayı öğrenmekle geçiyor ömrümüz. Herkesi kabullenmekle. Öncelikle yaşadığımız yeri içinde bulunduğumuz aileyi okul ortamını arkadaşlarımızı akrabalarımızı

 

Ya biz onlara göre değilsek? Aitlik kavramını hissetmiyorsak. Buna ergenlik isyanı mı denilecek? Biz uyumu yakalamaya çalışırken ya sindirildiysek. Sokulan kalıpların dışına çıkmaya yetecek cesaretimizi bile kırıyorlarsa? Yanlışlarıyla gözlemleniyor, doğru bildiklerimizden arındırılıyorsak? Bunun farkına nasıl varacaktı insan? İlahi bir güç mü uyandıracaktı bu gözü kapalı uykudan? Yoksa bir dokunuş mu içimizde saklanan o kadar düşünce var ki hatırlamaya korktuğumuz anlık ayıplarımız... Söylemekten korktuğumuz sapıklıklarımız, Kırmaktan korktuğumuz için yuttuğumuz sözlerimiz, beladan uzak durmak için kaçtığımız yollar, yardım etmekten korktuğumuz onca çaresizlikler, Kendi çıkarlarımız için yanlış yaptığımız doğrular. Sırf biraz daha mutlu olabilmek için kendimize söylediğimiz ve inandırdığımız yalanlar, Asla affedemeyeceğimizi sandığımız olaylar, Yapmam dediğimiz her şeyi yapıp da kendimize dahi itiraf edemediğimiz her şey. Utandığımız için kimseye söylemediğimiz tacizler, Korkudan dayak yerken daha fazla vurmaması için hareketsiz kaldığımız anlar. Evet, bunların hepsi içimizde.

 

Her insan özünde hasta. Her insan kendi içinde savaşta. Keramet: iyileşip, kendinle barış imzalayıp yola devam edebilmekte. Sonu ararken kaybolduğunuz yollardan geri dönün. Çünkü bir adım sonrası ölüm…

 

Gizem

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak gerekli"
    "Rüya tabircilerine karşı temkinli yaklaşmak...

    Süresi : 28:09 İzlenme : 379

  • "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"
    "Otizimde erken tanı ve eğitim çok önemli"

    Süresi : 21:25 İzlenme : 365

  • Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni Hakan Atalay'la konuşuyoruz
    Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabını, çevirmeni...

    Süresi : 17:31 İzlenme : 386

  • Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve beslenmenin sırları
    Dr.Ayşegül Çoruhlu ile genç kalma ve...

    Süresi : 43:26 İzlenme : 338

  • İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu Sedef Erken'le Türkiye'de otizm algısı
    İstanbul Otizm Gönüllüleri Derneği kurucusu...

    Süresi : 25:18 İzlenme : 115

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön