İlginin, fedakarlığın fazlası erkeği bozar

İlginin, fedakarlığın fazlası erkeği bozar

 

Cumartesi sabahına kuş sesiyle uyandım. Pencerenin önündeki ağacın dallarında uzun uzun şarkılar söyledi. Uyur uyanık yataktayken güzel haberler alacağıma yordum. Dün akşamı hatırlayınca bir an içim içime sığmadı. Kalktım. Hava yeni aydınlanıyordu. Çayı koydum, peynirli semizotlu tava böreğini hazırlayıp altını yaktım, ocağı hafif kıstım.

 

Pencere kenarına oturdum. Binaları kısa boylu, gökyüzü bol, ağaçları sık, dar olduğu için otomobilden fakir bir sokakta oturduğum için ne kadar şanslı olduğumu düşündüm. Nelere sahip olduğumu fark ettiğim, kıymetlerini bilmeye başladığım, sahip olduğum her şey için şükrettiğim bir dönemdeyim.

 

Bir seçim bu. İyi olmayı, iyi niyetli olmayı, fark etmeyi, kabul etmeyi ve kendini dönüştürmeyi seçtiğinde hayatın kendiliğinden zincirleme yenileniyor. İstemediklerin hayatından çıkarken istediklerin seni buluyor. İşlerin kolaylaşıyor. Bunca yıl didiştiğim arkadaşlarım, iş arkadaşlarım değil meğer benmişim. Kendimden hoşnut olmadığım için arkadaşlarımda, çalıştığım yerlerde herkeste eleştirecek bir şeyler arayıp bulmuşum. Sevmediğim onlar değil kendimmiş. İyi niyetle kalbimden geçeni ortaya koymam gerçekten yeterliymiş. Örnekse, Atila’nın tazminatımı alarak işten ayrılmamı sağlaması. Örnekse, Sedef gibi yönümü bulmamı sağlayan bir arkadaş edinmem. Örnekse, Sedat gibi iyi anlaştığım ve bana değer veren birinin hayatıma girmesi.

 

Bunları düşünürken böreğin kokusu mutfaktan bütün eve yayılmaya başladı. Usulca yürüyüp yatak odasının kapısını araladım. Beş dakikaya Sedat’ın “Mmmm” diyen sesini duyacağımı biliyordum.

 

Üstü ve altı kızarmış hafif kıtır, erimiş peyniri yanlardan akan birer dilim börek, kekikli naneli zeytinyağı sosuna bulanmış zeytin, zeytinin sosundan damlatılmış birkaç küçük domates ve taze demlenmiş çay... Biri mutluluğun özeti ne dese bunları söylerdim.

 

Sedat telefonunu eline alınca heyecanlandım. Merak ediyordum ama soramıyordum.

“Sinem fiyat soruyorlar ciddi ciddi. Ne diyeyim?”

“Bilmem. Söyle istersen.”

“Bunlar yakın arkadaşlarım, elden veririz.”

“Seviniyorum ama diğerlerini düşünmeden edemiyorum. Banka hesabına ödeme yapsalar komisyon ödeyecekler, kargo bedeli ile beraber pahalı bulacaklar. İnternet duyurmak için iyi ama yeterli değil.”

“Aklımda birkaç şey var ama...”

“Ne meselâ?”

“Fiyat soran arkadaşlarımdan birinin kafesi var. Muhtemelen onun için fiyat soruyor. Konuşuruz. Mönüsüne ekler “Tarçınlı-Zencefilli Kahve” diye, küçük paketleri de raflarında sergiler, isteyen satın alabilir.”

 

“Olur aslında.”

 

Kahvaltıdan sonra Sedat evine gitti. Ben de akşam yemeği için alışverişe çıktım. Akşam Sedef, Ertan, Sedat bana gelecekler. Kasada sıramı beklerken yandaki kuyruğun sonunda Banu’yu gördüm. Birbirimizi tanımıyormuşuz gibi yaptık, önüme döndüm. Otoparkta arabaya yürürken mesaj geldiğini duydum, ancak direksiyon koltuğuna oturunca açabildim. Atila bana iyi hafta sonları diliyor. Atila’nın asla ötesine geçemeyeceğini bilerek attığı bu korkak adımlar beni artık düşündürmediği gibi sinirlendirmiyor da. Sonra karşılık vereceğim, hemen değil.

 

Çıkışa ilerlerken elinde poşetlerle Hilmi’yi gördüm. Önce arabayı, sonra beni fark etti, gülümser gibi oldu ama sonra hemen başını önüne eğdi. Arkasından Banu girdi görüntüye. Güneş gözlükleri bakışlarındaki düşmanlığı görmeme engel değildi. Dikiz aynasından ikisine bakarken gözüme o kadar uzak göründüler ki... Kaç gün, kaç hafta Hilmi’ye kafa yoran kadın ben değilmişim de başkasıymış gibi geldi.

 

Akşam yemeğinin konusu benim kahveydi. Ertan teslimatı ve tahsilatı motokurye ile yapmamı önerdi. Peşinden Sedef sordu:

“Aslında kendi kafeni de açabilirsin. Mahalle arasında küçük bir yer. Sadece kahve, kurabiye... O kadar. Küçük bir yer. Hepsini sen yapacaksın. Bir yardımcı yeter. Ama istiyorsan.”

Sedef’i seviyorum. Kızın bütün önerilerinde “istemek” esas.

“Birden büyük beklentilere girmek ve yatırım yapmak istemiyorum. Ufak ufak başlamak, gidişata ve nasıl hissettiğime göre bir yön çizmek istiyorum.”

“Çok iyi anlıyorum. Haklısın.”

Sedat sabahki görüşlerinde ısrarlıydı.

Dedim ki:

“Ben aslında alıcılara nasıl hazırlayacaklarını göstermek istiyorum. Mesela süt ilave edecekler. Keçi sütüyle başka, yağsız sütle başka tat yakalıyorsun. Bunları göstererek anlatmak istiyorum.”

“Onu da konuşuruz arkadaşla.”

“Tamam ama bu gece bu konuya ayırdığımız sürenin sonuna gelelim. Yoksa ben korkuyorum.”

Güldük.

Sevilmek güzel bir duygu. Sadece sevgilin tarafından değil, başkaları tarafından da.

 

Pazar akşamı Ertan’ı aradım. Yılbaşından beri ikinci konuşmamız bu. İşten ayrılmamdan, yeni sulara yelken açmamdan bahsederken bana dedi ki:

Sana bir şey söyleyeceğim ama kızma.”

“Söyle, gene ne var.”

“Sevgiline annesiymişsin gibi davranıyorsun.”

Kalakaldım.

“Nasıl!”

“Kendi tabağındakini ona veriyorsun mesela.”

“Bana fazla geliyorsa o da bitirdiyse niye vermeyeyim ki?”

“Kendine yiyebileceğin kadar al, bitince bırak kendisi istesin de alsın.”

“...”

“Sinem boşuna konuşmuyorum. Anneler oğullarına bu şekilde davranır. Oğul olduğum için biliyorum. Ayrıca böyle bir sevgilim olmuştu. Bir süre sonra onu, beni memnun etmeye çalışan, fedakâr bir kız olarak görmeye başlamıştım. Bu hali de ona duyduğum sevgiyi değilse de isteği yok etmişti. İlginin, fedakârlığın fazlası erkeği bozar.”

“...”

“İstesem, bana ne deyip geçebilirim, sen de bana sinir olmazsın. Ama gördüğümü söylemem lazım. Yoksa arkadaşın olmam.”

“Düşüneceğim Ertan.”

 

Şöyle bir baktım şu son on beş güne. Tam da Ertan’ın dediği gibi yapıyorum. Yaptıklarımın farkındaydım ama demek ki bir de yapıp farkında olmadıklarım var. Hayatımdan gidenlerin kaçına acaba çocuğummuş gibi davrandım ve kaçının gitmesinde beni anneleri gibi görmeye başlamalarının payı var?

 

Hayır bunun için kendimi dövmeyeceğim. Alarmım çalıyor. Kendime birkaç tur kendimi her halimle kıymetli bulduğumu söylemeye ihtiyacım var.

 

Gelecek bölüm 17 Ocak 2018 Çarşamba hthayat.com’da

 

Diğer bölümler

 

 

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı yapıyoruz
    Merve Büyüksaraç'la sukulent tasarımı...

    Süresi : 17:20 İzlenme : 482

  • Dr. Ümit Aktaş ile tıbbi beslenme ve ilaçsız yaşama dair...
    Dr. Ümit Aktaş ile tıbbi beslenme ve ilaçsız...

    Süresi : 17:57 İzlenme : 1795

  • Regresyon terapisi nedir? Nasıl yapılır?
    Regresyon terapisi nedir? Nasıl yapılır?

    Süresi : 25:51 İzlenme : 2046

  • Tüp bebek uygulaması hakkında her şey!
    Tüp bebek uygulaması hakkında her şey!

    Süresi : 14:14 İzlenme : 919

  • Çocuklar ne izlemeli?
    Çocuklar ne izlemeli?

    Süresi : 41:12 İzlenme : 1111

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön