Bir kadın bir adam

Bir kadın bir adam

Uyandı kadın. Elini yüzünü yıkadı aynaya baktı kendine değil içindeki yangına… Kapıya baktı. Giderken nasıl da kapanmıştı kadının bedeni; kapı, kapının dili, tokmağı her hücresi kapanmıştı işte… Çok mu oldu kapanalı, kaç gün geçti açılmadı… Elektriği kesildi dünyanın bir trafo patladı yapılmadı… Kaç gün oldu sahi bütün takvimler kayıp, kaç zaman kaybetti kadın, kaç zamandır gitmiş adam... Yok, aslında hiç uyanmadı kadın hiç yıkamadı elini yüzünü kendine hiç gelmedi. Adam yalandı gitti ne kadar gerçek varsa kadının gerçek sandığı yalanlandı. Uyanmadı hiç kadın ama uyanmalı.


Gemiler gibi dünya 
Gemiler gibi hayat
Gemiler gibi sevda 
Geçip gidiyor…



Ellerine baktı kadın birkaç su damlası vardı yavaşça süzüldüler elinden, süzülür müydü bu acı da yüreğinden ya da yüreği süzülürdü acıdan. 


Nasıl da güzel başlamıştı her şey, her zaman böyle olur zaten diye düşündü kadın, hep güzel başlar… Baştan sona kısacık bir yol… Başladı yürümeye kadın yanında adam, elinde eli terledi eli sıcacık şimdi… Araya gerçek sızdı kapandı kapı açılmadı gerçek meğer ne soğukmuş üşüdü kadın. 



Sıcacıktı kestaneler eli yandı kadının, elini öptü adam, geçti söndü kadının eli… Böyle mi başlamıştı yok öncesi de vardı ama o gün başkaydı o gün sıcacıktı kestaneler gibi yürümüşlerdi uzun kısa bir yolda susmuşlardı konuşmuşlardı sonra adam kadını eve bırakmıştı… Kadın adamı bırakmamıştı,- belki bıraksaydım hiç girmezdi hayatıma niye izin vermedim gitmesine o zaman gitmedi, sonra neden gitti kapandı kapı - birlikte uyandılar.

 

Ne güzel bir sabahtı. Güneş hiç bu kadar dolmamıştı sanki evin içine… Elini yüzünü yıkamıştı kadın, aynaya bakmıştı; kendine gözlerine içinde çiçeklenen ne varsa bakmıştı sonra yatağa… Ne güzel uyuyordu bu adam, tıpkı… Yok, benzetemiyordu kimseye hiçbir şeye, kendi gibi uyuyordu adam işte, güzelce. Seviyordu kadın seviyordu adam- sevmiyormuş demek ki, sevse gider miydi seven gider mi sebepsiz kendine sebep yaratıp sevmiyormuş, ben sevdiğini sanmışım, canım niye acıyor bu kadar acıyor muyum kendime, kocaman geliyor yatak ben ufacık bir balık herkes ölmüş ya da bir ben…- kahvaltı hazırladı kadın sonra… Yüzlerinde gülümseme, birbirlerine bakarak yaptılar kahvaltıyı ondan sonra hep baktılar adam derinlere kadın adama, adam bir gerçeğe kadın bir yalana… Bilmedi kadın. Adam hep giyinmişti ona kadın hep çıplak uzaklara dalardı adam… Akşamları otururdu yanında ama yanında değildi kadının, eli başka bir toprakta terlerdi adamın susardı adam konuşamazdı kızardı kendine- nasıl yapıyorum ben bunu bu kadına bile bile gideceğimi nasıl inandırırım kendime ben büyümem burada biliyorum ya bunu nasıl söyleyemem yok mu cesaretim ona mı acıyorum ya da kendime… Sevmiyor muyum seviyorum, yalan söylüyorum sevmiyorum onu ilgisini seviyorum bana iyi bir şeye bakarmış gibi bakmasını biraz da ona mı benziyor ne, ona benzeyişini seviyorum. Bir gün benzemeyecek gideceğim ben.



Kadının sesi böldü düşüncelerini… 'Rakı ister misin?' diye sordu kadın gülümsedi adam 'doldur' dedi 'doldur Nisan!' Adam fark etti ne dediğini kaçırdı gözlerini kadınının yüzü soldu kimdi bu Nisan? Soramadı… Soğudu hava, üşüdü kadın bitirdi rakısını adam.

 

- Gelmiyor musun? Sen uyu benim uykum yok...

 

Yalan! Vardı uykusu ama Nisan geldi aklına onu düşünecekti uzaklara gidecekti meğer... Bir şey demedi kadın sustu, duymadılar ama bir saat başladı çalışmaya tik tak tik tak… Kadın yalnızdı yatakta, adam yalnızdı, sofrasında anılardan kırıntılar – Nisan değil o. Belki daha güzel ama Nisan değil. Nisan mı olması gerekiyor? Hayır. O zaman sorun ne? İçim temizlenmemiş asılı kalmışım ne ölmüşüm ne ip kopmuş… İp kopmalı ya da ölmeli miyim ben? Belki o zaman, o zaman sığarım başka birinin hayatına… Şimdi olmaz mı? Olmaz, olmuyor işte kalk, kalk hemen çık o zaman, çık git demlenmesin kadın o da asılı kalmasın sende senin kaldığın gibi- Kalkmadı adam, sofrasına baktı kırıntılara… Yorulmuştu yalnızlıktan dinlendiği kadın yataktaydı. Kadını düşündü, yanına gitti uyumuştu kadın ne de kolay sarhoş olurdu iki kadeh yeterdi, ne kolay mutlu olurdu iki kadeh gülümseme yeterdi, kolay da üzülürdü kadın… Ama şimdi uyuyordu ne güzel uyuyordu tıpkı, benzetemedi kimseye hiçbir şeye kendi gibi uyuyordu kadın, güzelce… 


-Uyumuyordu kadın ama açamıyordu gözlerini korkuyordu bakmaktan adama çünkü Nisan yükseliyordu aralarında meğer başka biri varmış adamın içinde başka sularda yüzüyormuş başka bir geminin yolcusu… Yorulmuş kendini kandırmış önce, sonra kadını şimdi adam gitmeye başlamıştı, önce gözleriyle nasıl bakmıştı kısacık bir an Nisan diye seslendiğini fark ettiğinde korkmuştu sanki karşısında duran gerçekten…

 

Kadından gitmeye başlamıştı o anda önce gözleriyle… Adam girmedi yatağa sızdı kaldı kırıntıların bir köşesinde kadın çıktı yataktan adama baktı… Uyuyordu adam, bir otobüs koltuğundaymış gibi uyuyordu sarsılıyordu hayat çukurlara değdikçe altındaki tekerler… Kadın duyuyordu saatin sesini tik tak tik tak…

 

Sabah oldu yarım yamalak bir güneş doğdu nasıl bir doğmaktı bu sıkışıp kalmıştı sanki güneşin yarısı bir yerde… Adam uyandı kadın karşısında… Duydu her ikisi de muavin bağırdı “yolcu kalmasın!” Birbirlerine baktılar adam biten yolculuğuna kadın Nisan’dan kendi payına kalan enkaza, yalana… Kalktı adam, yüklendi getirdiği eşyaları hiçbir şey söylemedi, bir kadının içindekiler sığmadı elindeki bavula... Bir daha bakamadı kadının gözlerine, açtı kapıyı, bir soğuk vurdu suratına… Durdu. Muavinin sesi geldi yine “yolcu kalmasın” indi adam otobüsten. Kapattı kapıyı. Gelmişti yalnızlığa kim bilir kaçıncı kez, arkasında kalmıştı kadın kapı kapanmıştı, kapanmıştı kadın…

 

Sustu saat, sustu muavin, sustu hayat, sustu kadın kim bilir kaç zaman… Kaç zamandır asılı adamda, kopmadı ip ölmedi kadın.


Akşam oldu uyudu kadın uyudu adam… Şimdi her sabah uyandıklarında birbirlerine benziyorlar adam gibi kadın, kadın gibi adam… Asılılar bir ipin ucunda… Geçip gidiyor hayat, yarım yamalak bir güneş doğuyor sabahlarına…

 

Deniz Adıbelli

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7248

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 176

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6066

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2838

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 3118

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön