Paylaş ki anlayalım “Aynıyız aslında”

Paylaş ki anlayalım “Aynıyız aslında”

Bir yazı yazdım geçenlerde. Yazı özünde “kendime öncelik vermek kaydıyla kendi annelik yolculuğumu ve hala bu yolda düşe kalka ilerlediğimi” anlatan bir yazıydı. (linki şurada) Yazıyı önce kendim için yazmıştım aslında. Ama sonra birden paylaşmak istedim. Paylaşmak öyle bir duygu ki herkes yazdıklarımı okusun istedim. Beni tanıyan tanımayan herkes okusun ve herkes kendinden bir parça bulsun istedim. Öyle ya yazmayı seviyorum çünkü, duygularımı kelimelere dökülmesini seviyorum.

 

Neyse uzatmayayım: Paylaştıktan sonra; heyecanla, fikrine değer verdiğim dostuma “okudun mu yazdıklarımı ne diyorsun” dedim. Beğeni mi bekliyordum, kalemimin güzel olduğunu mu, yoksa yazımın çok içten olduğunu duymayı mi, tam olarak bilmiyorum ama cesaret verici sözler beklentisi içinde olduğum kesin. Sessizce durdu önce. Sonra “Güzel bir yazı olmuş ama bu kadar özelini başkalarıyla paylaşmaya, hissetiklerini bu kadar cümle aleme haykırmaya ne gerek vardı ki” dedi.  Ardından “Belki oğlun büyüdüğünde bunları okuyacak ve yazdığın şeyler için sana kızacak, bunları paylaştığın için seni suçlayacak ve hatta bazı sıkıntılarını sana bağlayacak” diye ekledi. Düşündüm, uzun uzun düşündüm söylediklerini. Şu okuduğun yazıyı yazana kadar 2 hafta düşündüm.

 

Öyleyim çünkü ben. Önemsediğim insanların bana söylediklerini taa içimde duymaya çalışıyorum. O yüzden ince ince, uzun uzun düşünüyorum. Duyguyu seçiyorum, kelimelere bakıyorum.  Hep böyle yaptım. Eskiye göre tek farkım, artık söylenen her şeyi satın almıyorum. Düşündüklerimi eleyip sonra bana söylenenlerden ne kalmış ona bakıyorum. Bu iki hafta sonunda, bol bol yazmam ve paylaşmam gerektiğine karar verdim. Ama yanlış anlama, hırslanıp “görürsün sen hep yazıcam sen mi haklısın ben mi hakılıyım herkese göstericem” şeklinde bir bağlama değildi benimkisi. Sadece içimi elimden geldiğince dışıma döküp yazmak istediğimi, İçimdekileri de duymak isteyen herkesle paylaşmak istediğimi ama en çok da büyünce oğlumun duymasını istediğimi fark etmemi sağladı bu düşünme süreci.

 

Çünkü;

Süregelen iniş çıkışlarım olduğunu bilsin istiyorum oğlum,

 

Hatalarım olduğunu, bir kadın olarak hata yaptığımı, bir anne, bir eş, bir evlat olarak hata yaptığımı ve bunları fark ederek yoluma devam ettiğimi bilsin,

 

Kendimi çok önemsediğimi, kendime öncelik verdiğimi, özgürlüğün en önemli değerim olduğunu bilsin,

 

Anne olduktan sonra kalbimin büyüdüğünü hissettiğimi, o koca kalple en çok oğlumu sevdiğimi, her şeyi daha da bi' güzel sevdiğimi farkettiğimi ama kurumsalda çalışan ve kendine ait alan yaratmak isteyen bir kadın olarak da, bir o kadar bin bir parçaya bölündüğümü bilsin,

 

Hayallerim olduğunu bilsin, bazen onları gerçekleştirmek için çok uğraştığımı ama adım atana kadar dizlerimin titrediğini hatta bazen cesaretimi başkalarına emanet edip hayallerimden vazgeçtiğimi bilsin,

 

Bazen olduğum her şeyden sıkıldığımı; eş olmaktan, anne olmaktan, arkadaş olmaktan, komşu olmaktan, çalışan olmaktan, sorumluluk sahibi olmaktan, onu olmaktan, bunu omaktan... Ama sıkılmamın kaçıp gitmek anlamına gelmediğini, sadece kendime kısa bakımlar yapmamın habercisi olduğunu ve sevdiklerimi sevmekten vazgeçiremediğini bilsin,

 

Bazen bir cümlenin beni başka bir aleme götürebildiğini, o alemde zıp zıp zıplatabildiğini veya dibe gömebildiğini bilsin,

 

Bazen oğlumun deyimiyle şapşal gibi gözüksem de, saçmalama ve çocukça davranma hakkımı kullanmayı sevdiğimi bilsin,

 

Duygularımı, güçsüzlüklerimi dile getirmekten çekinmediğimi ama bazen de cesaret edemediğim için maske taktığımı, hatta kaypaklık yaptığımı ve sonrasında bol bol kendimle kavga ettiğimi bilsin,

 

Benim de herkes gibi yaralarım olduğunu ve annelik yaparken aynı zamanda içimdeki büyüyememiş kız çocuğunu yeniden büyütmeye çalışarak yaralarımı, çiziklerimi sevmeyi öğrenmeye çabaladığımı bilsin,

 

Bir gün önemli bir tartışmaya, gergin geçeceğini elevermiş bir görüşmeye girmeden önce, kendimi sakinleştirmek, hızla atan kalbimin ritmini düzene sokabilmek için on dakika boyunca nefes egzersizi yaptığımı, sonrasında sergileyebildiğim duruşun ardında derin bir çaba ve emek olduğunu bilsin,

 

İçimden geldiğinde hiç çekinmeden önüme gelene bonkörce seni seviyorum dediğimi ama gelmedi mi de domuz gibi durduğumu bilsin.

 

Bilsin de bilsin...

 

Bütün bunları ben anlatayım o bilsin ki benim de herkes gibi, kendi gibi olduğumu anlasın ve yürüdüğü yolda yalnız değil, kalabalık olmanın verdiği rahatlatıcı hisle yürüsün istiyorum.

 

Bütün bunları başkalarına da çekinmeden anlatayım ki; kendini ortaya koymanın, ben de böyle bir insanım işte demenin çekinilecek bir tarafı olmadığını bilsin istiyorum. Çünkü bu kadar tek olup, hem de bu kadar aynı olmak beni çok ama çok rahatlatıyor. Bak şimdi fark ettim, üstüne bastıra bastıra sürekli bunu söylüyorum ben. Herkesin aslında herkes gibi olmasının basitliği ve bu basitliğin verdiği rahatlık benim için çok ama çok önemli, daha da fark ediyorum bunu yazdıkça. Sosyal ortamlarda bazı insanların cesaret, bazı insanların sosyallik diye adlandırdığı, ama benim için çok doğal bir hal olan; herhangi biriyle, herhangi bir sohbetin anahtarı tam olarak “bu” benim için: Eni sonu aynı olmamız...

 

Seninle de bu yüzden paylaşiyorum işte. Çünkü biliyorum paylaşmak yalnız olmadığıni hisstemek anlamına geliyor. İnsan, insanın aynı olduğunu ve bu yüzden herkesin eşsiz olduğunu anladığında daha güzel oluyor sanki etrafına baktığın dünya. Son söz yazıyım mı?  Sen de paylaş! Ne bulursan ama; belki yazdıklarını, sofranı, sıkıntını, delirdiğin anları,giysilerini, harika anlarını, şarkılarını, paranı, sevgini... Ne bileyim neye elin gidiyorsa onu paylaş. Paylaş ki hepimiz bilelim: Aynıyız aslında...

 

Sevgiler

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    20 Eylül 2017 Çarşamba 14:14

    muhteşem bir paylaşım olmuş. okurken ben de bilsin istedim benim çocuğum:)

    Cevapla
  •  
    20 Eylül 2017 Çarşamba 10:10

    Teşekkürler çok güzel :)

    Cevapla

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 1437

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7262

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 182

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6075

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2845

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön