Benim, böyleyim!

Benim, böyleyim!

Ben huzur kadınım.


Sadece huzur ararım. Adamlar, kokular, anılar, eşyalar sadece huzur vermeli bana. Kullanırım hepsini. Bana huzur verdikleri sürece yanımda kalabilirler. Sonradan hiçbir öneminin olmayacağını bildiklerimi daha çok severim. Yaşarım, gülümserim ve giderim. Geride kaldıkça küçülürler. Ağırlıklıları azalır, yoğunlukları mide bulandırmaz. Suçlamam kendimi ya da kimseyi. Dünyadaki her şey benim için var. Merkez benim, başrol benim. Bütün renkler benim bildiğim kadar, cümleler duyduğum, sayılar benim sayabildiğim kadar…


Yol ayrımında durdum. Nereye gideceğimi bilmiyorum. Hangisinin doğru yol olduğunu bilmiyorum. Önümde iki yol olsa da seçeneğim üç. Orda öyle beklemeye devam etmek de bir seçenek. Hareket etmediğinizde daha az zarar göreceğinizi düşündüğünüz zamanlar olmuştur. Ertelersiniz. 'Sonra' dersiniz, 'Biraz daha sonra'... Bugün o yol ayrımında ne kadar erteleyeceğimi bilemeden bekliyorum. İstemek, umut etmekten vazgeçmemek mi doğru olan? Yoksa bu içimdeki dingin, dalgasız denizde gözlerimi açmayı reddetmek mi?


Kimsenin cevap veremeyeceği sorular bulurum ben, küçüklüğümden beri böyleydim. Birilerinin cevapları vardı, ama hiç dinlemedim. Dudakları her aralandığında yüreğim ağzıma geldi. Tuttum nefesimi. Bir cümle bile yoktu ortada. Öznesiz, yüklemsiz cümle mi olurmuş? Ne öznesi özne olabilmiş ne yüklemi sonundaki noktayı hak edebilmiş. Noktaya saygı duyarım. Asildir. Gidişatı değiştirir, etkilidir. Kendine bir çeki düzen verirsin devam etmeden. Ayağa kalkar öyle devam edersin. Noktayı severim. Kullanmayandan hoşlanmam. O var. Kullanın.


Burada oturmuş ne anlatıyorum size onu özetleyeyim. Aslında hiç. Ben de kimsenin sorusuna cevap olamadım. Birilerinin kayda değer bulacağı o cümleleri kurma hevesinde de hiç değilim zaten.


Ben benim, böyleyim.


Sadece huzur verdiği için sevmediği, aslında hiç görmek istemediği bir yastığı hala kırmızı valizinde saklayan biriyim.


Bazı şeylerin yaşanması gerektiğini, kaçılmaması gerektiğini düşünen, böyle söyleyip sonra da o yaşadıklarına takılıp kalan biriyim.


Güzel zamanlardı diye hatırlayacağıma inanıp, o zamanların peşinden sayfalarca yazı yazan biriyim.


Bir çift ele, bir çift göze, bir kalbe, telefonumun çalmasına muhtaç biriyim.


Aylardır Cem Adrian dinlemeyip, bana bunları yazdırıyor diye saatlerdir dinleyen biriyim. Keşkesi olmayan biriyim.


Bazen düşmüş, dizleri kanamış, bağırmamak için elleriyle ağzını kapatmış, ağlamamak için kendimi ağlanacak bir şeyin olmadığına inandırmış biriyim. Kendi acımı, yaramı, kanımı görmezden gelmiş biri. Her şey geçerdi çünkü. Başımıza gelen her şey önemsizdi. Hepsiyle, hepsiyle baş edilebilirdi. Eskirdi çünkü. Geride kalırdı. Küçülürdü... Kaybolmazdı, olduğu yere baktığınızda görünürdü. Orda olurdu, ama batmazdı. Körelirdi ucu. İçiniz rahat elinize alırdınız çünkü yakmazdı, acıtmazdı. Ama orda işte! Hep kalır. Kalacak…

 

Cans

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Deprem çantasında neler olmalı?
    Deprem çantasında neler olmalı?

    Süresi : 01:14 İzlenme : 685

  • Kadınbudu kaplama tavuk!
    Kadınbudu kaplama tavuk!

    Süresi : 01:44 İzlenme : 1840

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 2153

  • Kol sarkmalarına karşı egzersiz
    Kol sarkmalarına karşı egzersiz

    Süresi : 02:09 İzlenme : 1979

  • Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?
    Kaktüs tasarımı nasıl yapılır?

    Süresi : 01:26 İzlenme : 6208

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön