Çadır tatili

Çadırda tatil macerası

Siz hiç, otelde ya da pansiyonda konaklamadan, sadece çadırda kalarak; 15 günlük mobil bir tatile çıktınız mı? Bir de iki çocukla... Ben çıktım. Hem de 7 kere... Şu günlerde 8'incisi için hazırlanıyorum. Bayramın son günü, yani Temmuz'un 19'unda yola çıkacağız.

 

Bizim tatillerimiz biraz değişik geçiyor. Her yıl yaz aylarında 15 günlük rotalar belirleyip, çoluk çoluk Defender'ımıza atlayıp geziyoruz. "Biz gidiyoruz, isteyen gelsin" diyerek bu gezileri duyuruyoruz da. Zaman zaman 10-15 araca kadar çıkıyoruz; dizi dizi Defenderlar ile konvoy halinde yollara düşmeye, çadırda konaklamaya biz "macera" diyoruz ve çok keyif alıyoruz.

 

Geçen yıl Doğu rotası yaptık; Gürcistan, Azerbaycan ve İran'a gittik. İstanbul'dan 11 Land Rover Defender ciple yola çıktık ve İran Tebriz'e kadar uzanıp yine İstanbul'a döndük. Çoluk çocuk diğer katılımcılarla birlikte baktık ki 6.000 kilometre yapmışız. Land Rover Adventure Türkiye'nin bu yılki rotası ise Avrupa; Yunanistan, Arnavutluk, Karadağ ve Bosna Hersek'e gitmeyi planlıyoruz. Ancak bu yıl Yunanistan'daki siyasi ve ekonomik kriz nedeniyle gruptaki bazı arkadaşlarımız vize konusunda sorunlar yaşıyor. Belki de Yunanistan'a gitmekten son anda vazgeçeceğiz. Fakat bu durum bizim için sorun değil. Çünkü bizler, varacağımız ülkelerden çok oralara gidişi, yani yolda olmayı ve o anları yaşamayı daha çok seviyoruz. Macera da zaten bu değil mi?

Arnavutluk 2013

 

Çocuklarla birlikte; asfalttan çok alternatif dağ yollarının keyfini çıkarmayı, 4 teker bir araçta yolculuk etmemize rağmen, gittiğimiz şehir ve ülkeleri bisiklet sakinliğinde gezmeyi çok seviyoruz. Boğucu sıcak havalarda bile klimaya gereksinim duymadan gezilebilen bu araçlarda, camlar açık seyahat edilebiliyor. Sanki bisikletle geziyormuşçasına, geçtiğiniz bölgelerin, kasabaların, kentlerin kokularını alarak, dokusunu hissederek ilerliyorsunuz. Nefis bir deneyim! Örneğin önceki yıl gittiğimiz Bulgaristan'ın o güzelim başak tarlaları kokusunu hala burnumda hissederim...

 

Tabii buraya kadar anlattıklarım çok güzel gelebilir, ama bir de işin annelik boyutu var. İki çocukla, hiç otel-pansiyon konaklama yapmadan 'full' çadır bir tatil bizimkisi... Ve gezi öncesi benim uyanık-temkinli-donanımlı annelik görevlerim nedeniyle bazı hazırlıklar yapmam gerekiyor. Böylece kentteki temkinli anneden, dağdaki maceracı anneye dönüşüyorum.


Bu maceralı gezilerin ilkini 2008'de yapmıştık. O zaman oğlum 1,5 yaşında, kızım ise 3 yaşındaydı. İkisinin de poposuna bez bağlıyorduk ve uygun bir çöp bulana kadar biriktirdiğimiz bu kullanılmış bezlerin nahoş kokusu, arabanın içinde bize eşlik ediyordu.

 

Sonraki yıllarda her sabah uyandıklarında girdikleri tuvaletlerin değişik olmasından rahatsız olan kızım, bana dönüp "Anne tuvaletler yine değişmiş" dediğinde, gülmemek için kendimi zor tutmuştum...

 

Neyse, bunlar geride kaldı. Kızım 11, oğlum ise 9.5 yaşında ve biz yeni bir maceraya hazırlanıyoruz.                                                               

 

Kıyafetleri hazırlamak

Gezi için gerekenleri; kıyafet, yiyecek, barınma ve uyuma gereçleri, ilaç ve çeşitli kültürel gereçler şeklinde özetlemek mümkün. En çok zamanımı, kıyafetleri hazırlamak alıyor. Çünkü gezilere yazın çıksak da gittiğimiz bölgelerin rakımına göre ısı değişiyor ve bu nedenle 4 mevsimlik giyecek almak gerekiyor. Yani mayonun yanında hem kaban hem de polar eşyaları, hepimiz için hazırlıyorum. Kıyafet sponsorumuz olduğundan biz büyükler giyecek sıkıntısı yaşamıyoruz. Fakat çocuklar için hazırlıklı olmak gerekiyor. Genellikle çocuklara kıyafetleri; her güne bir alt, bir de üst dış giyim, bir de iç giyim olarak planlıyorum. Fakat akşamları giydikleri temiz giyeceklerle bu plan, genelde bozuluyor. Tek tek ütüleyip neredeyse zar gibi incecik hale getirdiğim çocukların kıyafetlerini, 50 litrelik sırt çantalarının içine, 7 yılın verdiği pratikle hiç kırıştırmadan yerleştiriyorum. Temkini elden bırakmayıp nerede gizli cep, bölüm varsa oralara da sıkıştığımda başvuracağım yedek kıyafetleri sıkıştırıyorum. Bu arada; parmak arası terlik ve botları da unutmuyorum. Ama nafile! 15 günlük gezinin sonlarına doğru, elimde bir kalıp beyaz sabunla akan bir çeşmenin altında beni, bir tişört ya da şort yıkarken görebilirsiniz. Kurutmak derseniz, hiç sorun değil. Araba giderken, anında kuruyor.

 

Uyku düzeni

Uyku işini, yolculuk anında koltuklarda çözüyoruz. Çocuklar için arabanın içi, polar örtü ve yastıklarla anında yatak odasına dönüşüyor. Ama kamp atınca gruptaki herkes çadırını kurup, uyku tulumunun içine giriyor. Şimdiye kadar ben, gezilerimizdeki her gece; sağıma ve soluma, kızımı ve oğlumu alarak yattım. Eşim başka bir çadırda yatardı. Fakat bu yıl oğlum ilk kez kendi kuracağı çadırında yatacak. Çok heyecanlı. Biz kızımla, aracımız üzerindeki çadırımızda -artık oğlum yanımızda olmayacağından- daha konforlu uykulara hazırlanıyoruz.

 

Mobil sofralar

Yiyecek işini ise genellikle marketlerden ya da yerel pazarlardan satın alarak çözüyoruz. Hazır gıdalara olan mesafemize rağmen bu gezilerde konserveler en büyük kurtarıcımız. Pazarlardan aldığımız taze meyveler, bize bilmediğimiz diyarların tanıdık tatlarını getiriyor. Çocuklar bayılıyor. Abur-cubura fazla girmeden dozunda ve sağlıklı atıştırmalıklarla günü geçirmeye çalışıyoruz. Kuruyemiş ve kuru meyveleri eksik etmiyorum. Kahvaltı içinse, büyükçe bir kavanozun içine az tuzlu siyah ve yeşil zeytin koyup, üzerini sızma zeytinyağı ile dolduruyorum. Hava ile temas etmediği için zeytinler kesinlikle bozulmuyor. Ekmek, peynir, süt ve yumurtaya her daim ulaşabiliyoruz, hatta İstanbul'dakinden daha lezzetli oluyor. Bir de domates-biber kavurup, cam kavanozlara sıcak sıcak koyup ters çevirip vakumlanmasını sağlıyorum; yani klasik kışlık domates-biber gibi... 10-15 tane yarım kg'lık kavanozlar hazırlıyorum. Yolda açıp, içine yumurta kırıp doğada menemen yemek, hem bizim hem de çocukların pek hoşuna gidiyor. Makarna ya da kuru mantı pişirmek de dert değil. Kartuşlu ocaklarımız bu işleri kolaylaştırıyor. Kamp ateşi başında kurduğumuz masalardaki lezzet ise anlatılmaz, yaşanır... 

 

 

Yolda sağlık

İlaçlara gelince, doktorumuzun önerdiği klasik ateş düşürücü, ağrı kesici, alerji ilaçları ve börtü-böcek sokmalarına karşı ilaçların yanı sıra benim olmazsa olmazlarım var. Örneğin, lavanta yağı ve kantaron yağı. Her tür düşme, yara, yanık, ezik için bir numaralı yardımcım kantaron yağı. Sivrisinek ve diğer uçucu sokanlara karşı ise minik bir fıs fıslı şişenin içine hazırladığım lavanta yağı-su karışımını kullanıyorum. Tavsiye ederim.

 

Mutfak araç gereçleri ve yiyeceklere ulaşmanın yolu arkadaki 5'inci kapıyı açmak. Uyku tulumları, mat ve giyeceklerin bulunduğu sırt çantaları, bağajda bağlı. Her akşam yukarıdaki bağaj aşağı iniyor.

 

Bu 15 günlük maceralı yolculuklarımız, çocuklar için müthiş bir deneyim yaratıyor. Geçen yıl henüz 10 yaşında olan kızım, bir sohbet sırasında Gürcistan'da gördüğü bal satıcılarını, oğlum ise başkent Tiflis'ten aldığı kolyeyi gösterirken anlattıklarıyla herkesi şaşırtmıştı. Hazar Denizi kumunu, Ohrid Gölü'nden istiridye kabuklarını hala saklıyorlar. Tebriz'de yedikleri hamburgeri,  anlatana anlata bitiremiyorlar. Ülke defterleri ise görülmeye değer! Yola çıkmadan önce gitmeyi planladığımız ülkeleri araştırıp üzerinde konuşuyoruz. Her yıl bir macera defteri hazırlıyoruz. Yol boyunca günlük tutup, resimler yapıyorlar. Henüz fotoğraf çekmiyorlar. Sanırım gelecek yıl birer fotoğraf makinesi almak şart olacak.

 

Yazı ve fotoğraflar: Hayriye Mengüç

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
5
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?
  •  
    16 Temmuz 2015 Perşembe 20:48

    Eline sağlık. Hem bilgilendirici hem özendirici

    Cevapla
  •  
    16 Temmuz 2015 Perşembe 14:05

    Hayriye ablacım,çok güzel.anlatmıssin macerayi....bu yil ilk kez katilacagim ben de...heyecanliyim..keşfedeceklerimi merakla bekliyorum...sevgiler...NURNİSA

    Cevapla
  •  
    16 Temmuz 2015 Perşembe 07:53

    aile olmanın güzelliği.. aidiyet duygusu, doğanın bir parçası olmak, sevginin verdiği güçle aşılmayacak zorlukları aşmak.. var olmak bu olsa gerek..:)

    Cevapla
  •  
    16 Temmuz 2015 Perşembe 02:36

    aslında kendime pay çıkarmak için yazmamıştım bunları, ama teveccühünüz... çok teşekkür ederim:)

    Cevapla
  •  
    16 Temmuz 2015 Perşembe 02:04

    en sevdiğim konsept, her başarının arkasındaki kadın

    Cevapla

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7253

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 181

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6069

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2838

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 3124

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön