ülkeden iğrenmek

Ceren Üner yazdı...

Bu ülkeden iğrenmiyorum...

“Türkiye’den iğreniyorum; Türkiye’den iğrenmeyenden de iğreniyorum” başlıklı/içerikli yazıyı arkadaşlarımdan, öğretmenlerimden, sevdiklerim ve fikrine değer verdiklerimden onlarca kişi paylaştı sosyal medyada şu son üç günde.


Buyrun; benden iğrenebilirsiniz. Çünkü ben bu ülkeden iğrenmiyorum. Hepimiz bir’iz ve birbirimize elimizden kolumuzdan göbeğimizden kalbimizden bağlıyız. Herhangi birinden veya bir şeyden iğrenmem demek, kendimden iğrenmem demek. Ben kendimi seviyorum. Kendime iyi davranıyorum. Kendime davrandığım gibi davranmaya çalışıyorum etrafımdaki herkese veya karşılaştıklarıma. Her zaman başarılı olamıyorum; ama deniyorum.


Elbette bu ülkeden iğrenmiyorum.


Ben hiçbir zaman din, dil, ırk, milliyet gibi kavramları önemsemedim veya bunları utanılacak veya gurur duyulacak kavramlar olarak görmedim. Bu hayatımda bu ülkede doğmuşum; belki de bir önceki hayatımda Mozambikliydim; kim bilir? (Ha zaten doğduğun coğrafyayla, konuştuğun dille “gurur duymak” nedir?) “Gurur duyma” fiilini de önemsemedim. Olsa olsa şu an olduğum “insan”la gurur duyabilirim ama çoğu zaman kendimi Mintakalı gibi hissediyorum zaten. Neyse bu ayrı bir yazının konusu…


Bu ülkede bir “GEZİ” yaşadık biz; hatırlıyor musunuz? Çok da önce değildi; şunun şurasında bir buçuk sene önce. O zaman mutluyduk hani burada yaşamaktan? Herkes yurt dışına gittiğinde “Türk olmanın ne kadar cool karşılandığından” filan bahsediyordu? O zaman niye iğrenmiyordunuz?


Bu şunun açık bir göstergesi ki duygularıyla hareket eden bir milletiz. Bunu hepimiz biliyoruz zaten. Ancak şunu hatırlamak lazım ki, coşku, mutluluk, öfke, kıskançlık, olumlu veya olumsuz hangi duygu olursa olsun, o duygu değildir bizi tanımlayan şey. An’da olmayı tecrübe etmeye yol göstericilik eden herhangi bir yöntemi icra eden kişi bilir ki, duygular gelir ve gider ve yönetilebilirler. Onlarla yüzleşmek, "acı"nın gözünün içine bakmak gerekir üstesinden gelmek için. Ve hepsi yalnızca iki ana duygu’dan kaynaklanır... “Sevgi”den ve “korku”dan. Sevgi’den olmayan her şey korku’dandır; sevgisizliktendir.


Önce bu an’lık gelip geçici duygu’lardan arınıp ne olup ne olmadığımızı görmemiz gerek. Sevgi’yi almamızı, vermemizi, hissetmemizi neler engelliyor; neyiz, ne değiliz ve ne olduğumuzu sanıyoruz? Kedilerle büyümüş ve kendini kedi zanneden ama kıçıyla dağları deviren köpek miyiz? Kurt muyuz, kuzu muyuz? Ne olmadığımızı anladığımızda, düzeltebileceklerimizi düzeltmek, adım adım, sevgiyle ve şefkatle ilerlemek. Bin yıllık tebaa mantığını iki senede yıkmak bir hayal de olsa hayal etmeye başlamak önce. Nasıl bir Türkiye istiyoruz? Nasıl bir Türkiye var kalplerimizde? Sürekli korkuyu pompalayan haberleri paylaşmak yerine hayalini kurduğumuz ülkeyi adım adım kuranlara yer versek hayatımızda ve sosyal medya paylaşımlarımızda? Olanları göz ardı etmek, kafamızı kuma gömmek değil bahsettiğim. Ama bunları paylaşa paylaşa hayal kuracak bir yaratıcılığımız, iç dünyamız, olumlu, renkli, yapıcı bir bakış açımız kalmıyorsa bizden geriye, o zaman etkilendiğimizi hissettiğimiz noktada duracağız; kendimizi durdurmasını bileceğiz. Okuduklarımızı, okuduğumuz kaynakları itinayla seçeceğiz. Tecavüzü, cinayeti sanki bir Hollywood filmi, bir yumuşak porno anlatır gibi anlatan gazeteleri okumayacağız mesela. Zaten medyanın korku imparatorluğu kurmaya ve insanları böyle baskı altında tutmaya programlanmış bir araç olduğunu anlamayan kaldı mı?
Anlamadıysanız elbette içimiz dışımız karanlık olur.


Bir araya gelip şarkılar söyleyip dans ettiğimiz bir Türkiye mi hayal ediyoruz? Gezi’nin büyük bir versiyonunu mu hayal ediyoruz? O zaman bunları ufak ufak gerçekleştireceğiz üçer beşer bir araya gelerek. Kelimelerimize dikkat edeceğiz. Kendimize dikkat edeceğiz önce. Ruhumuzu ve bedenimizi neyle besliyoruz? Seviyor muyuz kendimizi gerçekten? Sürekli televizyon karşısında işin yorgunluğunu atmaya çalışarak ya da rakı masasında ülke kurtarmaya çalışarak ne kendimize ne başkalarına faydamız dokunmadığını anladık herhalde artık?


Sürekli küfrederek, kendimiz ve sevdiklerimiz için endişelenerek, “hayatımızı kararttığını düşündüğümüz hanzoların, soysuzların, şerefsizlerin, öküzlerin, odunların vb.” türlü türlü işkencelerle ölümden beter olduklarını hayal ederek değil.


Ben mesela herkesin sevdiği işi yaptığı, üretmek istediğini ürettiği, kendisinin, ruhunun, zihninin, bedeninin sorumluluğunu aldığı ve tüketim alışkanlıklarını bu yönde değiştirip kendisine, başkalarına ve gezegenimize haksızlık olmayacak şekilde tükettiği, kitap okuduğu, müzik dinlediği, şarkılar söyleyip dans ettiği, sanata hem izleyici, dinleyici veya seyirci olarak hem de sanatçı olarak vakit ve kaynak ayırabildiği, herkesin birbirine sevgiyle, şefkatle, anlayışla yaklaştığı bir Türkiye ve dünya hayal ediyorum. Sıklıkla da hayal ediyorum bunu. 16 yaşındayken rock grubum olduğunu ve dünyayı turladığımı düşlerdim; 20 yaşımda çok param olduğunun ve tüm dünyayı bir tekneyle dolaştığımın hayalini kurdum; son iki senedir de nasıl daha çok insana ulaşırım ve bedenlerini tanımalarına yardımcı olurum’un hayallerini (artık gerçek tabii) kuruyorum. Arada da öyle insanlarla tanışıyorum ki az önce bahsettiğim Türkiye ve dünya hayalinin aslında gerçek olduğunu biliyorum. Mümkün olduğunu biliyorum. Ama gerçekleşmesi için önce hayal etmeye başlamalıyız. Hayallerimizi geri almalıyız. Önce kendimizden başlayacağız.


("En iyi biz olacağız, sevdiklerimizi kurtaracağız" derken darth vader olmak var bir yanda ...aslında yazıya böyle başlamıştım; nasıl buraya geldim meçhul...)

 

Ceren Üner

***

 

Siz de yazınızı gönderin, yayınlayalım

HTHayat.com Okur Blogu herkese açık!

Facebook Yorumları
Yorumlar
2
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 7184

  • Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...
    Nazlı Çevik Azazi'den kısa bir masal...

    Süresi : İzlenme : 131

  • Ne zaman su içilmez?
    Ne zaman su içilmez?

    Süresi : İzlenme : 6036

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 2816

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 3053

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön