Sütün kalitesi = İneğin yaşamı

“Çiğ süt mü, pastörize süt mü?”, “İnek sütü mü, keçi sütü mü hatta badem sütü mü?”, “Cam şişede mi olmalı, kutuda mı?”

Sütün kalitesi = İneğin yaşamı

Son zamanlarda süt üzerine çok konuşuyoruz. Herkes ayrı bir telden çalıyor tabii ki bu konuşmalarda. “Çiğ süt mü, pastörize süt mü?” ya da “inek sütü mü, keçi sütü mü hatta badem sütü mü?”, “Cam şişede mi olmalı kutuda mı?” gibi başlıklar etrafında dönüyor bu konuşmalar.

 

Endüstrinin her dalı kendi işine gelecek konuyu anlatacak uzmanlar bulup topluyor sosyal medya sakinlerini; onlar da anlatıyorlar uzmandan ne duydularsa… ( Ara not: bir uzman endüstri tarafından inanse ediliyorsa anlattıkları elbette parasını ödeyenin yararına olacak şeylerdir.)

 

Teknikler neler?

Çocuk nöroloğu Maya Shetreat-Klein’ın ‘The Dirt Cure’ kitabında bahsettiği üzere hayvanların yaşam şartlarının bu şekilde olmasından dolayı 19. Yüzyılda pastörizasyon teknikleri kullanılmaya başlanıyor. Pastörizasyon sayesinde ineklerin kötü şartlarda yaşamlarını sürdürmeleri kabul edilebilir hale geliyor. Bu teknikle süt ısıtılarak içinde tehlikeye yol açabilecek bakterilerden arındırılıyor. Tabii bu sırada faydalı bakterilerden de arındırılıyor. Klein, homojenize edilmiş sütten de bahsediyor (UHT). Bu teknikle çok yüksek derecelere kadar ısıtılan sütün çiğ süte göre çok daha sulu bir hale dönüştüğünü ve bundan peynir yapılamayacağını çünkü artık içinde hiçbir aktif enzim barındırmadığını belirtiyor.

 

 

İneğin refahı, bizim sağlığımız

Asıl dikkat çekmek istediğim konu, sütü veren hayvanın nasıl bir ortamda yaşadığı, o gıdanın bizim sağlığımız üzerindeki etkisinde belirleyici unsur. İşin ilginç yanı bu konuda konuşan kimse yok.

 

Maalesef sütler çoğunlukla inek çiftliklerinde yaşayan ineklerden elde ediliyor. Bu çiftliklerde hayvanların hareket kabiliyetleri kısıtlı, temiz havaya çıkma ihtimalleri pek az, olağan gıdaları olan taze otu yeme seçenekleri ise sıfıra yakın. Besin olarak hayvan yemi tüketiyorlar. Hareketsizlik ve kendi tabiatlarına uygun beslenmemenin getirisi olarak da daha sık hasta oluyor ve ilaç almak zorunda kalıyorlar. Konvansiyonel hayatlar süren ineklerin sütü çayırda normal bir hayat yaşayan ineğin sütünden farklı oluyor. Çünkü süt ancak ineğin yediği taze ot, aldığı güneş ışığı kadar iyi olabiliyor.

 

Klein’a göre birçok toplumda artan laktoz intoleransı, inek sütü alerjisi gibi rahatsızlıkların çoğalmasının sebebi de ineğin ve sütün gördüğü muameleler. Doğru ortamda yetişmiş sağlıklı ineğin sütünün alerji yapma olasılığının çok daha az olduğunu ve içerdiği iyi bakteriler sayesinde de bağırsak sağlığına iyi geldiğini anlatıyor Klein. Aksi halde süt ve süt ürünü içeren yiyeceklerin epilepsi, alerji, egzama, astım, kabızlık ve dikkat bozuklukları gibi şikâyetlere yol açmasının çok daha olası olduğunu söylüyor.

 

Yazı: Damla Çeliktaban

Facebook Yorumları
Yorumlar
1
Onay Bekleyenler
0
HTHayat Okuru ne diyor?

  • Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş yanıtlıyor
    Ketojenik diyet nedir? Prof.Dr. Murat Baş...

    Süresi : 18:58 İzlenme : 285

  • Diyet yapmadan formda kalmanın ipuçları
    Diyet yapmadan formda kalmanın ipuçları

    Süresi : 25:37 İzlenme : 3132

  • Ayaktaki basınç noktaları
    Ayaktaki basınç noktaları

    Süresi : 01:04 İzlenme : 7237

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 4322

  • Hindistan cevizi yağıyla diş macunu nasıl yapılır?
    Hindistan cevizi yağıyla diş macunu nasıl...

    Süresi : 00:59 İzlenme : 6114

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön