Çocuklarımıza ne yapıyoruz?

Bizler çocukluk yıllarımızı bisiklete binerek, denizde yüzerek, top oynayarak, gece karanlık çökene dek sokaklarda istop, yakantop, dokuztaş, beştaş, kukalı oynayarak geçirdik. Komşu kapılarından salçalı ekmek ya da su istedik. Peki kendi çocuklarımızda durum ne?

Çocuklarımıza ne yaptığımızın farkında mıyız?

Ayşegül özel okulda 8. sınıfa gidiyor. Çok ders çalışması gerek. Çünkü TEOG denilen liselere geçiş sınavına hazırlanıyor. Haftaiçi 2 gün ikişer saat keman dersi alıyor. Ayrıca haftasonları Kadıköy Halk Eğitim Spor Klübünde voleybol derslerine katılıyor. Buralarda olmak istediği için değil. Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencileri sanata ve spora teşvik etmek için yeni bir çalışma başlattığını duyurduğu için. TEOG'da sosyal faaliyetleri olan öğrencilere ek puan verilecek. Tüm bu yoğun tempo içerisinde annesi, çaresiz, akşam yemeğini odasına getiriyor; çünkü akşamı çoğunlukla 6 saat boyunca ödev yaparak geçiriyor. Gece 1 sularında ise ışıklar açık, defterleri ortalığa saçılmış bir şekilde uyuyakalıyor.

 

Bu hikâye, hiçbir şekilde abartı değil. Dışarıda Ayşegül gibi yüzlerce genç var ve hepsinin hikâyesi içler acısı. 

 

Toplum olarak ortak bilincimizi mi kaybettik acaba? Çocukluğun ne olduğunu mu unuttuk? Ne işe yaradığını? Varlık sebebini? Ebeveynler, eğitimciler, danışmanlar ve hatta öğrenciler olarak biz, 11.-18. yaşlar arasının nasıl olması gerektiğine dair saçma bir düşünceye mi sahibiz? Tek bir yanıt var: Evet. Ortak bilincimizi kaybettik ve bu eğitim süreci boyunca çocuklarımızı inciterek hayatımızın en büyük hatalarından birisini yapıyoruz. Onların çocukluklarını 14 yaşında durdurduk ve ergenliklerinin geri kalanını tamamen yapay bir şeyle değiştirdik.

 

 

 

Bizler çocukluk yıllarımızı bisiklete binerek, denizde yüzerek, top oynayarak, gece karanlık çökene dek sokaklarda kalarak geçirdik. İlişkilerimiz oldu, gerçek ilişkiler – hayatta bir yerlere gelmemize yardımcı olanlar değil. İşlerde çalıştık; para kazanmak istediğimiz kadar çalışmak da istediğimiz için. Bol bol güldük, ağladık. Arkadaşlarımızla kavga ettik; barışmayı öğrendik, geçinmeyi öğrendik. Ve edindiğimiz tüm bu tecrübeler sayesinde bu dünyada insan olmanın ne demek olduğunu öğrenmeye başladık. Merak ettik. Dünyaya, duygularımıza, arkadaşlıklarımıza, içsel diyaloglarımıza yön verdik. Büyük hatalar yaptık ve sonra düzelttik. Başarısızlığa uğramayı ve sonrasında tekrar ayağa kalkmayı öğrendik. Ve bu tecrübelerin hiçbirisi, müthiş bir üniversite giriş başvurusu yazıp tamamen yabancı birisi tarafından yargılanalım diye yaşanmadı.

 

Peki, o halde çocukluk ne içindir? İnsan 18 yaşına kadar hala çocuk olarak görülüyor, öyle değerlendiriliyor. Bu dönem, merakın attığı, orijinal fikirlerin ortaya çıktığı bir dönemdir. Doğada oynamak ve bu oyunlar aracılığıyla kendimiz ve diğer insanlar hakkında keşifler yaptığımız dönemdir. Ebeveynlerimizin fikirlerinden azad olmayı, kendi düşüncelerimizi oluşturmayı öğrendiğimiz, çevremizdeki her şeyi sorguladığımız dönemdir. Çocukluk, ilişkileri, açık havayı ve bazen kuralları yıkarak kendi sınırlarımızı öğrenmemiz içindir. Bu kıymetli, masum dönem, sonsuz potansiyel barındırır – kendi ellerimizle yok etmediğimiz sürece. Maalesef yapıyoruz bunu.

 

Kendinizi özgür bırakıp dünyayı kendi kendinize, kendi gözlerinizle ve kalbinizle tecrübe etmenize fırsat vermediğimiz için üzgünüz. Lise ve üniversite kabulü aşkına, sizi kendi özgün fikirlerinizden soyup ‘Acaba..’ diye düşünmenize bile engel olduğumuz için üzgünüz. Herhangi eğlenceli bir aktivitenin sebep olmadığı uykusuz geceleriniz için üzgünüz. Ama hepsinden ötesi, son 3 yılınızı asla geri alamayacağınız için üzgünüz. Artık sonsuza dek gittiler; tatlı gençlik yıllarınız, olması gerektiği gibi tatlı geçmedi. 

 

Artık ebeveynlerin, rehberlerin ve öğrencilerin seslerini yükseltme vakitleri geldi. Çocukluğun önemli olduğunu, oyunun önemli olduğunu, aile ve arkadaşlık ilişkilerinin önemli olduğunu söyleyin. Hiçbir yere götürmeyen bu saçma rekabetin son bulmasını talep edin. Hiçbir işe yaramıyor; yalnızca çocuklarımıza zarar veriyor. Çıkın dışarı ve oyun oynayın – evet, siz de ebeveynler.

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 8180

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 2458

  • Bebe bisküvisinden kolay pasta
    Bebe bisküvisinden kolay pasta

    Süresi : 03:55 İzlenme : 2637

  • Kolay muska böreği tarifi
    Kolay muska böreği tarifi

    Süresi : 05:38 İzlenme : 2068

  • Regl düzensizliklerine yoga pozları
    Regl düzensizliklerine yoga pozları

    Süresi : 07:45 İzlenme : 976

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön