Çocuğa ölümü ve savaşı nasıl anlatırım?

Uzman Psikolog Burçin Demirkan Baytar, yaşanılan olumsuz olayların çocuklarda bıraktığı izleri ve bu noktada ebeveynlere düşen görevi anlattı.

Çocuğa ölümü ve savaşı nasıl anlatırım?

Ülke gündemini göz önünde bulundurursak son günlerde zor bir süreçten geçiyoruz. Toplumsal hasara yol açan içinden geçtiğimiz bu dönem acaba çocukları nasıl etkiliyor, onlarda nasıl izler bırakıyor? Çocukların yaşananlara dair sorularını nasıl yanıtlamalı? Şiddet, savaş, ölüm üzerine konuşurken neleri yapmaktan kaçınmalı? Uzman Psikolog Burçin Demirkan Baytar sorularımızı yanıtladı.

 

- Zor bir süreçten geçiyoruz. Okuduğumuz, izlediğimiz haberlerde şiddet, savaş ve ölüm var. Bu durum çocukların psikolojisini nasıl etkiler?

Çocuklar savaşa, cinayete, aile içindeki yoğun kavgalara, tecavüze, kaosa, yoksulluğa, şiddete, büyük bir kazaya ya da doğal afete tanık olduklarında travma yaşarlar. Haberlerde her gün bu tarz olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu haberlerin sunumu, içeriği çocuğun travma yaşamasına neden olabiliyor.

 

Aynı zamanda bu haberler, hayatında maruz kaldığı travmaların tetiklenmesine sebep olacak çağrışımları sunabilir. Böylece çocuğun bilinç dışına atmış olabileceği ve dolayısı ise hatırlamadığı olaylar bir haber ya da bir fotoğrafla çağrışım yapar. Çocuk gerginlik ve stres yaşar. Kimse niye stres yaşadığını bilmez. Günümüzde dünyanın dört bir yanındaki savaşlar, açlık, yoksulluk, kadın cinayetleri, tecavüzler, doğal afetlerler, büyük kazalar bir cam kutunun ardından evimize süzülüyor. Varolan yayınlar aracılığı ile ölümü, çaresiz insanların haykırışını ve şiddeti kendimiz yaşıyormuş gibi hissediyoruz, korku, acı ve çaresizlik evimize siniyor.

 

- Çocuğumuzun izlediği şeylerden etkilendiğinin farkında olamayabiliriz. Ebeveynler çocuklarının izlediği haberlerden etkilendiğini nasıl anlar?

20 yıldır çoğunlukla bebekler, çocuklar ve gençlerle çalışıyorum. Bu konuda çok fazla gözlem yapma imkanım oldu. Aileler stresin çocuklarının beyin yapısı üzerinde yapabileceği değişimlerin farkında değil. Bu nedenle de bazen en çok aileler çocuklarına zarar veriyor.

 

Stresli beynin kimyası değişiyor. Hatta beyin üzerinde yapılan nörolojik araştırmalarda, uzun süre strese maruz kalan beyinin yapısında yıllar içinde şekilsel olarak küçülme gibi bazı değişiklikler de oluyor.

 

Stres, duygunun değişmesi, beynin kimyasının değişmesi gibi süreçlerin ardından davranışın da değişmesine sebep oluyor. İşte bu da çocuğun yardım sinyalleri verdiğini bize gösteriyor.

 

 

- Çocuklara bu yayınları izletmemeli miyiz? İzletmemek çözüm müdür?

Evet, izletmeyelim tabii ki. İzletmemek çözümün bir adımı. Çocukların fiziksel, duygusal travmalara maruz kalmaması en büyük temennimiz. Çünkü insanın ruhsal ve bedensel sağlıklarını bozacak birçok kod bebeklikten itibaren kaydedilen duygularla ilişkilidir.

 

Çocuklar depresyon, hiperaktivite, alt ıslatma, kabızlık, alerjik sorunlar yaşadığında bu durumun çocukta çıkma sebebinden çok semptoma odaklanılıyor. Rastlantısal olarak o çocukta çıktığı düşünülen bu semptomu ortadan kaldırmak için ilaç tedavisi uygulanıyor. Oysa bütüncül bir yaklaşımla çocuğa yaklaşmadığınızda o sağlık sorununu ilaçlarla yönetebilseniz de çocuğunuzun sağlık sorunlarını ortadan kaldırmış olmayacaksınız. O sorun denetim altına alınsa başka sağlık sorunu kısa ya da uzun vadede ortaya çıkacak. İşte bu nedenle, sağlık sorunlarına bütüncül yaklaşımla yaklaşmak gerekir. Bunun yolu da çocuğun mümkün olduğunca pozitif ortamlarda olmasını sağlamaktan geçer.

 

Çocukları bilgisayara ekleyeceğiniz aile şifresi, özenli televizyon izleme stratejileri ve bunun gibi ilgili pozitif tutumlarla korumaya alsanız da çocuğunuzu cam fanusta tutmazsınız. Zaten aşırı koruyucu anne baba tutumları da çocuğun kişiliğine zarar verir ve çocuk için ek bir stres faktörü oluşturur.

 

- Başka ne gibi önlemler almak gerekir?

Hiç travma yaşamamış çocuğa ender rastlanır. Tüm çocuklar yaşadıkları deneyimlerden ciddi zararlar görmeyebilir. Önemli olan, çocukların travmatize olmasına sebep olacak durumlardan uzak kalmalarını sağlamaktır.

 

Çocuklar 10 aydan 66 aya (6 yaşa) kadar kabızlık, inatçılık, kekemelik, gecikmiş konuşma, ısırma, gelişim gerilikleri, uyku problemleri, iştahsızlık gibi birçok sorun yaşayabilirler. Yaptığım çalışmalarda ağır travmalar olmasa bile çocukların ortamdaki stresi alarak bu yola yansıttığını ve zarar gördüğünü çok sık izlemekteyim.

 

O nedenle huzurlu anne babalar ve pozitif ortamlar sunmak çok önemli. Huzurlu anne baba olmak için kendimizi de şiddete maruz kalmama yönünde korumalıyız. Çocukların direncini artıran ve durumlar karşısında esnek olmalarını sağlayan en önemli duygu güvendir. Çevresindeki yetişkinlere güvenen çocuğun toleransı artar. Çocuğun güvenini kazanmak çok dikkatli, tutarlı olmayı gerektirir. Çocukların algılama biçimlerini de bilmeyi gerektirir.

 

Çocuğun güvendiği yetişkin onun yanında cesaret ve sevgiyle duruyorsa çocuk savaşa, soykırıma bile maruz kalsa yaşama dair büyük umutları olabilme ihtimali vardır. Bu da çocuk konusunda ve hayata dair donanımlı, yürekli, kararlı bir yetişkin olmakla olur.

 

Bunu en iyi anlatan filmlerden birini hatırladım. “Hayat Güzeldir”. Film, Almanya’daki soykırıma maruz kalan bir ailenin çocuklarının bu savaştan etkilenmemesi için yaptıklarını konu alıyor.

 

 

- İçinde bulunduğumuz durumu, terörü, savaşı, şiddeti çocuklara nasıl anlatırız?

Keşke hiç anlatmak zorunda kalmasak. Ben bir yetişkin olarak içime alamadığım çaresiz kaldığım insanlığa sığmayan bir durumu pırıl pırıl bir beyine, sıcacık ve tertemiz bir kalbe nasıl anlatacağımı düşünmeye hiç istekli değilim.

 

Çocuk sorarsa doğruyu söyleyeceğiz. Çocuk ne soruyorsa samimi cevap vereceğiz. Mesela 8 yaşındaki bir çocuk bana "Savaş niye var?" diye sorsa şunu söylerim: “Birçok sebebi var. En bilinen sebep şu: bazı insanlar ve ülkeler dünyadaki paraların en çok onlarda olmasını istiyorlar. Bu nedenle de aralarında kavga ediyorlar.” Bu konuşma çocuğun soracağı sorularla genişleyebilir.

 

- Çocuğa ölümü nasıl anlatmalıyız?

Bu soru başlı başına bir yazı konusu. Çocuklara bu durumlarda yalan söylememek önemlidir. Çocuğun sorduğu sorunun cevabını bilmiyorsanız bilmediğinizi söylememelisiniz. Cevabınız çocuğu korkutmamalı ve güven vermeli. Suçluluk hissi yaratmamalı. “O uyuyor. Onu Allah yanına aldı” gibi cümleler kurmamak gerekir. Çocuk yalın samimi, dürüst ve sevgi dolu cevaplarla yeni güven bağları kurar. Böylece yaralarını sarar.

 

- Çocukların bu haberlerden etkilenmesi gelecekteki davranışlarına yansır mı? Yani güvensiz bir ortamda olduğunu hisseden çocuk gelecekte olumsuz hangi davranışları gösterebilir?

Kalp hastası bir yetişkinin, obez bir genç kızın, kanser hastası bir kadının organından önce duygusu hastalanır. Ve o duygu bir gün bir şekilde onu hasta eder. Bu fiziksel olarak ortaya çıkmazsa duygusal sorunlarla kendini gösterir. Şiddet içeren haberlerde birebir yaşanmışlık gibi olmasa da insanları stres maruz bırakarak duygularını bozar.

 

Röportaj: Dilay Argün

Fotoğraf: Osman Sağırlı 

Suriye'de çekilen karede çocuğun ellerini havaya kaldırmasının sebebi fotoğraf makinesini silah sanması.

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Bebek taşıma yöntemleri
    Bebek taşıma yöntemleri

    Süresi : 43:12 İzlenme : 1145

  • Bolonez soslu erişte!
    Bolonez soslu erişte!

    Süresi : 03:15 İzlenme : 947

  • Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?
    Diş bakımı nasıl yapılmalıdır?

    Süresi : 01:36 İzlenme : 1513

  • Neden limonlu su içmeliyiz?
    Neden limonlu su içmeliyiz?

    Süresi : İzlenme : 8364

  • Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?
    Kendin yap köşesi: Mumluk nasıl yapılır?

    Süresi : 00:52 İzlenme : 2517

Copyright © 2014 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Medya Tv Hizmetleri A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön